Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4504 E. 2021/4490 K. 27.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4504
KARAR NO : 2021/4490
KARAR TARİHİ : 27.05.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.06.2017 tarih ve 2016/427 E- 2017/553 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin temyiz isteminin reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.01.2020 tarih ve 2019/1525 E- 2019/1425 K. sayılı ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı kooperatif arasında bir sözleşmenin bulunduğunu, bu sözleşme hükümlerine göre davacının, davalı kooperatife ait taşınmaz üzerindeki LPG dolum istasyonu ve tüm menkul, gayrimenkul eşyayı kaldıracağının, açmış olduğu davalardan vazgeçecek ve arzı boş bir şekilde kooperatif’e teslim edeceğinin, bunun karşılığında kooperatifin ise “4.300.000.00 TL+KDV tutarında fatura tutarını ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmede davacıya düşen edimin, davacının yerine getirmesine fırsat dahi verilmeden davalı yanın kötüniyetli davranışlarıyla zorla yerine getirildiğini, davacının edimi her ne şekilde olursa olsun yerine getirdiğini, davalı yanın sözleşme gereği kararlaştırılan bedeli ödemesi gerektiğini belirterek şimdilik 10.000,00 TL ve 1.800,00 TL KDV’si olmak üzere toplam 11.800,00 TL’nin asıl alacağa ihtar tarihi itibariyle temerrüt tarihi olan 26.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili tarafından 01.06.2017 tarihli dilekçe ile 29.04.2016 tarihli dava dilekçesinin sonuç kısmının ıslah edildiğini bildirerek, talebin terditli hale getirildiğini, dava dilekçesindeki birinci talebinin devam ettiğini, söz konusu talebe ek olarak sözleşmenin kurulmadığı mahkemece kabul edildiği takdirde müvekkiline ait davalı tarafından yıkılan yapı bedellerine yönelik 10.000,00 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı tarafından 13.04.2012 tarih ve “Teklif Mektubu” başlıklı mektubun davalı kooperatife sunulduğu, söz konusu teklif mektubunun kooperatifin 14.04.2012 tarihli Genel Kurul Toplantı tutanağında okunduğu ve söz konusu teklif mektubunun kooperatifin en yetkili organı olan Genel Kurul’da oylanarak kabul edildiği, söz konusu teklif mektubunun kabul edilmesiyle taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu, Yönetim Kuruluna verilen yetkinin ise sadece 4.300.000,00 TL + KDV’nin şartlar gerçekleştiğinde ödenmesine yönelik olduğu, mevcut olayda taraflar arasında her ne kadar sözleşme kurulsa da sözleşmenin şartlarının yani davalardan vazgeçilmesi şartlarının davacı vekilinin 13.06.2017 tarihli duruşmadaki beyanı ile de kabul ettiği gibi gerçeleşmediği, davalardan vazgeçilme şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davacının alacağının muaccel hale gelmediği, bundan dolayı davacının söz konusu sözleşmeye binaen yapmış olduğu alacak talebinin reddinin gerektiği, yine davacı 01.06.2017 tarihli dilekçesi ile davasını terditli hale getirmişse de ikinci talebinin söz konusu dilekçenin 1. sayfasının 2. madde başlığında da yazdığı gibi mahkemece sözleşmenin kurulmadığı kabul edildiği takdirde tazminat talebinde bulunulduğunun belirtildiği, yukarıda açıklandığı gibi sözleşmenin kurulduğunun kabul edildiği, sadece muaccel hale gelmediğinin belirtildiği bundan dolayı davacının ikinci talebinin de reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, bölge adliye mahkemesince 29.01.2020 tarihli ek karar ile kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dilekçesinde dava değeri 11.800.-TL olarak gösterilmiş olsa da taraflar arasındaki sözleşmede 4.300.000.-TL alacaktan söz edilmekte olup kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesinin 29.01.2020 tarihli ek kararının bozularak kaldırılmasına ve davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz talebinin redde konu miktarın karar tarihi itibarıyla kesin olduğuna dair 29.01.2020 tarihli ek kararın BOZULARAK kaldırılmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilininm temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.05.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.