YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3015
KARAR NO : 2021/4482
KARAR TARİHİ : 27.05.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11/04/2017 tarih ve 2014/223 E. – 2017/126 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 07/03/2019 tarih ve 2017/2593 E. – 2019/374 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıya satıp teslim ettiği malzemelerden dolayı oluşan alacağın ödenmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili mahkemeye sunduğu 16.07.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 97.620,88 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davalının yargılama aşamasında ileri sürdüğü beyanlar ile dürüst davranma kuralına uygun hareket etmediği, alınan bilirkişi raporu ile ıslah edilen miktar üzerinden davacı alacağının belirlendiği, öte yandan davalının ispat zımnında yemin deliline de başvurmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacının satıp teslim ettiği mal bedellerinin ödenmediğinden bahisle davalı aleyhine alacak davası açtığı, davalının önce aradaki akdi ilişkiyi inkar ettiği, akabinde borçlarını mal vererek ödediğini savunduğu, ancak davalının davacıya verdiği malların bedellerinin bono ile ödendiğinin davalının da kabulünde olduğu, öte yandan mal ile ödeme savunmasının ön inceleme aşamasından sonra ileri sürüldüğü, davacının savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediği, davalının yemin deliline de başvurmadığı, davacı alacağının bilirkişi raporu ile belirlendiği, açıklanan sebeplerle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, davacının davalıya satıp teslim ettiği malzemelerden dolayı oluşan alacağın ödenmediği iddiasına dayalı fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL üzerinden açılan alacak davasıdır. Davacı vekili mahkemeye sunduğu 16.07.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 97.620,88 TL olarak ıslah etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davalının yargılama aşamasında ileri sürdüğü beyanlar ile dürüst davranma kuralına uygun hareket etmediği, alınan bilirkişi raporu ile ıslah edilen miktar üzerinden davacı alacağının belirlendiği, öte yandan davalının ispat zımnında yemin deliline de başvurmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacının satıp teslim ettiği mal bedellerinin ödenmediğinden bahisle davalı aleyhine alacak davası açtığı, davalının önce aradaki akdi ilişkiyi inkar ettiği, akabinde borçlarını mal vererek ödediğini savunduğu, ancak davalının davacıya verdiği malların bedellerinin bono ile ödendiğinin davalının da kabulünde olduğu, öte yandan mal ile ödeme savunmasının ön inceleme aşamasından sonra ileri sürüldüğü, davacının savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediği, davalının yemin deliline de başvurmadığı, davacı alacağının bilirkişi raporu ile belirlendiği, açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde ve halen yürürlükte olan 353/1-b-2 maddesinde; “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, … duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca davalı vekilinin istinaf talebi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında tam olarak açıklanıp tartışılmayan, değiştirilen ve genişletilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.