Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/831 E. 2021/4969 K. 10.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/831
KARAR NO : 2021/4969
KARAR TARİHİ : 10.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Terkin

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulü ile 294 ada 7 parselde kayıtlı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 08.05.2019 tarihli raporunda 1.045,54 m2 olan taşınmazın tamamının davalı adına tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, dava konusu 294 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 1056 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını açıklayarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının 1056 m2’sinin iptaline, davalının tecavüzünün men’ine, varsa mevcut yapıların kal’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazda bilimsel verilere dayalı ve geçerli olan kıyı kenar çizgisinin bulunmadığını, vekil edeni tarafından kamu yararının sağlanmasına hizmet eden ticari faaliyette bulunulduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 294 ada 7 parselde kayıtlı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 08.05.2019 tarihli raporunda 1.045,54 metrekare olan taşınmazın tamamının davalı adına tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile Türk Medeni Kanunu’nun 715 ve 999. maddelerine dayalı olarak açılmış tapu kaydının iptali ile sicilden terkini isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, Mahkemece ilk kararda, taşınmazın bulunduğu liman bölgesinde sonrasında yapılan dolgu çalışmaları nedeni ile kıyının belirlenmesi imkanının mevcut olmadığı, 6 adet sondaj deliği ile de kıyının belirlenemediği, heyet raporunda da eski listenin ilanı ve kesinleşmesinin yapılmadığı, kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı iddia olunan kısmın kıyıda olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edildiği; Dairemizce: “Somut olaya gelince; dava konusu 292 ada 2 parsel sayılı taşınmazın Yakuplu Belediyesi adına kayıtlı iken 17.10.2000 tarihinde Fes Elektronik Aletler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne ihale yolu ile satıldığı, bu şirket tarafından da 14.05.2004 tarihinde davalı … Limited Şirketine satış yolu ile devredildiği, taşınmazın 20.10.2010 tarihinde yapılan tevhit işlemi ile 294 ada 4 parsel numarasını aldığı görülmüştür. Dairemizin 13.06.2016 tarihli ve 2015/21064 Esas, 2016/10386 Karar sayılı geri çevirme kararı sonrası dosya arasına alınan kayıtlardan, dava konusu taşınmazın 224 parselden geldiği, 224 parsel sayılı taşınmazın ise Şubat 302 tarih 127-133 numaralı, 09.04.1957 tarihli 165 numaralı, tapu kayıtlarına istinaden kayıt malikleri adına 26.06.1963 tarihinde tespitinin yapıldığı, tespit tutanağına itiraz edildiği, tapu kaydının ise gerçek kişiler adına hükmen oluştuğu anlaşılmıştır. Dosya arasına getirtilen kayıtlar arasında taşınmazın tedavül kayıtları bulunmadığı gibi tescil ilamı ve krokisinin de yer almadığı belirlenmiştir. Tescil ilamının HMK’nin 303. maddesinde öngörülen kesin hüküm nedeni ile tescil ilamını alan davacı ve mirasçıları ile bu kişinin halefi durumundaki davalıyı, aynı zamanda kararın tarafı Hazine ise davacı Hazine’yi bağlayacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazın tesciline esas Mahkeme kararının dosya arasına alınması, Hazine’nin taraf olup olmadığının belirlenmesi, Hazine taraf ise hükme esas olan krokinin mahallinde yapılacak keşifte zemine uygulanması, bilirkişilerden gerekçeli denetime açık rapor alınarak dava konusu yerin tamamının veya bir kısmının kroki kapsamında kalıp kalmadığının TMK’nin 719. ve 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesi hükmü uyarınca saptanması, bu saptamada tescil krokisine ait dosyanın da gözönünde bulundurulması, belirlenen durumun krokiye yansıtılması, kayıt kapsamında kalan yerin tamamının veya bir kısmının 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre tarifi 3621 sayılı Yasanın 4. maddesinde yapılan kıyıda kaldığının anlaşılması halinde, kararın tarafı olan Hazine’yi bağlayacağının düşünülmesi, kesin hüküm ile ilgili durumun açıklığa kavuşturulması gereklidir. Hal böyle olunca ; Mahkemece yapılacak iş; daha önce keşfe katılmış bilirkişiler dışında 3 kişilik jeolog ya da jeomorfolg, 1 harita mühendisi ve 1 ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu eliyle, dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılması, dayanak tapu kaydı ve tescil krokisinin mahallinde uygulanması, bilirkişilere tescil krokisi ile irtibatlı müşterek krokinin düzenlettirilmesi, tescil krokisinin dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, öncelikle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda tescil ilamı nedeniyle kesin hüküm nedeniyle de kazanılmış hakkın bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi farklılık olursa sebebinin açıklattırılması, dava konusu taşınmazın tamamen veya kısmen kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle kararın bozulduğu; Mahkemece bozmaya uyularak eldeki kararda davanın kabulü ile 294 ada 7 parselde kayıtlı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 08.05.2019 tarihli raporunda 1.045,54 metrekare olan taşınmazın tamamının davalı adına tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verildiği sabittir.
Somut olayda, dava dilekçesinde talebin konusunu 294 ada 2 parselin oluşturduğu taşınmazın evveliyatında 224 parsel olduğu, bilahare 20.10.2010 tarihinde yapılan tevhit işlemi ile 294 ada 4 parsel numarasını aldığı, 4 parselin ifrazı sonucunda da 294 ada 6 ve 7 parsellerin oluştuğu sabitken, Mahkemece talebe konu parsellerden sadece 7 parselle ilgili karar verilmiş olması, 6 parsele dair olumlu ya da olumsuz karar verilmemiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3402 Sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,
10.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.