Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/4380 E. 2021/4417 K. 26.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4380
KARAR NO : 2021/4417
KARAR TARİHİ : 26.05.2021

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli ve 2018/176 Esas, 2018/661 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili ve fer’i müdahil banka vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı … ve fer’i müdahil vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili; vekil edeninin Samsun ili Tekkeköy ilçesi, Tekkeköy mah. 34 ada 22 parsel sayılı taşınmazın davalı ile birlikte hissedarı olduğunu, taşınmazın Tekkeköy Belediyesi tarafından yapılan tevhid işlemi neticesinde 34 ada 18 ve 19 parselin birleştirilmesi ile oluştuğunu, vekil edeninin taşınmazı 19.10.2012 tarihinde satın aldığını, satın alındığı tarihten önce ve Tekkeköy Belediyesinin tevhid işleminin yapılmasından önce tesis edilmiş bulunan Türkiye Halk Bankası ve ING Bank’a ait ipoteklerin bulunduğunu, Tekkeköy Mah. 34 ada 22 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt ve LPG istasyonunun mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacının annesi olduğunu, dava konusu taşınmaz hissesini satın aldığında dava konusu yapılan akaryakıt ve LPG istasyonunun kendi hissesi içerisinde kaldığını, dava konusu akaryakıt ve LPG istasyonunun Halk Bank ipoteğinin bulunduğu kısımda olmadığını, ING bank ipoteğinin birleşmeden önceki 34 ada 19 parsel üzerinde kurulu bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince arz üzerindeki muhdesatın başlangıçtan beri 19 parsel üzerinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve müdahil banka vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Samsun BAM 1. Hukuk Dairesinin 22.05.2019 tarih ve 2019/667 Esas, 2019/1072 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ve müdahil banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve müdahil banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
1. Bilindiği üzere; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad.718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davaları, kendine özgü davalardan olup, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir.
Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Bahsedilen hukuki yarar davanın sonuna kadar varlığını korumalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmaz hakkında açılmış derdest ortaklığın giderilmesi davasının veya kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunmadığı, muhdesat olarak tespiti istenilen akaryakıt ve LPG istasyonunun Töngeloğlu kuyumculuk şirketinin kredilerine teminat olarak önceki sahipleri tarafından ipotek verildiği, borcun ödenmemesinden dolayı Samsun 8. İcra Müdürlüğünün 2010/16417 E. Sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, taşınmazın kıymet takdiri yapılarak Türkiye Halk Bankası tarafından satışının istenildiği böylelikle davacı yönünden mevcut ve güncel hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece, az yukarıda muhdesat tespiti davalarına yönelik hukuki yarar konusundaki açıklama çerçevesinde davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK’nin 114/h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamış ne var ki bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve müdahil banka vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının ‘’Davacının davasının REDDİ İLE,’’ ibarelerinin yerine ‘’Davacının davasının 6100 sayılı HMK’nin 114/h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,’’ ibarelerinin yazılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 26.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.