YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/909
KARAR NO : 2021/5044
KARAR TARİHİ : 14.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, davalı idare tarafından kamulaştırmasız el konulan davacının paydaşı olduğu taşınmazda geriye dönük beş yıllık olmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100,00 TL ecrimisil bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 25.11.2014 tarihli sundukları dilekçeyle talep miktarı 3.136,97 TL’ye arttırılmıştır.
Davalı İdare vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, 3.136,97 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Kural olarak idare, kamulaştırma kararı almadan veya kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan taşınmaza el koyması durumunda haksız işgalci konumunda olacaktır. Bu durumda dava konusu taşınmazdaki kamulaştırma işleminin hangi tarihte yapıldığı, kamulaştırma kararlarının kesinleşip kesinleşmediği ve taşınmazların kamulaştırma kararına istinaden hangi tarihte idare adına tescil edildiğinin belirlenmesinde zorunluluk vardır. Zira mülkiyet hakkının idareye geçmesinden sonra davacı mülkiyet hakkına sahip olmadığı için ecrimisil isteyemeyecektir.
Öte yandan, kamulaştırma kararları kesinleşmemiş veya kamulaştırma kararları geçersiz ise taşınmaz mal malikinin, idarenin bu fiili durumuna razı olup, bedeli mukabilinde taşınmazın mülkiyetini idareye devretme iradesini ortaya koyduğu, eş söyleyişle kamulaştırmasız el koyma karşılığının tahsili talebiyle dava açtığı tarihe kadar idarenin taşınmaza el atması haksız fiil niteliğindedir. Sonuç olarak kamulaştırmasız elatma nedeniyle mal sahibi, taşınmazın dava tarihindeki değerini isteyebileceği gibi, ecrimisil de isteyebilir. Ancak yerin kamulaştırılması istendikten sonra, dava tarihinde bu yerin mülkiyetini idareye devir etmeye razı olduğundan, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açıldığı tarihten sonraki dönem için hem ecrimisil hem de faiz istenemez.
Ecrimisil hesabı ise uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil hesabında taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenmeli, sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmelidir.
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ışığında dosya kapsamı incelendiğinde somut olayda ecrimisil hesap edilecek sürede hata yapıldığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yerleşik içtihatlara uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Ecrimisil talep edilen taşınmaz yönünden Iğdır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/665 Esas, 2014/368 Karar sayılı ilamı ile kamulaştırmasız el atma davasının kabulüne karar verilmiş, bu dava 31.10.2013 tarihinde açılmıştır. Bu durumda mahkemece, kamulaştırmasız el atma dava tarihi dikkate alınarak, 29.04.2009 tarihi ile 31.10.2013 tarih aralığı için ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde beş yıllık süre için karar verilmesi hatalıdır.
Bununla birlikte raporda, 1 yıllık ürün net getirisinin 5 yıla dönüştürülmesi ile metrekareye düşen üretim değerinden yola çıkılarak hesap yapıldığı ilk dönemden başlayarak ayrı ayrı dönemlerin gözetilmediği anlaşılmaktadır. Hükme yeterli olmayan söz konusu rapora itibar edilmesi isabetsizdir.
Mahkemece öncelikle yapılacak iş; taşınmazın tarla vasfında olduğu ve tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep söz konusu olduğunda bu konudaki resmi veriler getirtilmesi gerektiği gözetilerek, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulması, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatların getirtilmesi, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığının tespit edilmesi, bu tespitten sonra 29.04.2009 tarihi ile 31.10.2013 tarih aralığı için ecrimisil hesap edileceği gözetilerek öncelikle ecrimisil istenilen ilk dönem başlangıç tarihi olarak baz alınmak suretiyle hesaplama yaptırılarak ilk dönem için miktarın belirlenmesi, devamında sonraki dönemler için ecrimisilin hesaplanması olmalıdır.
Açıklanan yönlerden eksiklik ve hatalar giderildikten sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 14.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.