YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/866
KARAR NO : 2021/5455
KARAR TARİHİ : 24.06.2021
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2017/180 Esas, 2019/205 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, borçlu aleyhine yapılan takipte haciz adresinde borçluya ait cari hesap ekstresi, kar-zarar tablosuna rastlanmasına rağmen İcra Müdürlüğü tarafından İİK’nin 99. maddesi uyarınca kendilerine dava açmak üzere süre verildiğini, üçüncü kişi ile borçlunun kardeş olduklarını, borçlunun faaliyetini fiilen haciz adresinde kardeşinin adını kullanarak devam ettirdiğini, istihkak ididasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi haciz adresi ile ilgisinin bulunmadığını, ödeme emrinin borçluya farklı adreste tebliğ edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı borçlu şirket sahibi ile istihkak iddia eden üçüncü kişinin kardeş oldukları, haciz adresinde borçluya ait güncel evrak bulunduğu, ispat yükü üzerinde olan üçüncü kişinin sunduğu faturaların haciz tarihinden sonra olup her zaman düzenlenebilen belgelerden olduğu, borçlu ile üçüncü kişinin aynı alanda faaliyet gösterdiği belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı üçüncü kişi istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, üçüncü kişi adresinde yapılan hacizde borçlu şirket yetkilisi ile üçüncü kişi arasında kar-zarar hesabı raporu başlıklı mail yazısı bulunması nedeniyle mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olduğu, üçüncü kişi ile borçlu şirket yetkilisi kardeş olup aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri, üçüncü kişinin firma kaydının borcun doğumundan sonra olduğu, sunulan faturaların borcun doğumundan sonra olması nedeniyle karinenin aksinin ispatlanamadığı kabul edilerek, istinaf talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı üçüncü kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dava değeri, harçlandırılan değer olup, vekalet ücretinin ve karar ve ilam harcının tamamlanan bu değer üzerinden hesaplanması gerekir.
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş ise, vekalet ücreti nispi harca tabi davalarda, davaya konu değer üzerinden takdir edilmesi gereklidir. Bu değer yukarıda ifade edildiği üzere harçlandırılmış değerdir. Ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 12. maddesi gereğince, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla, tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenmelidir.
Somut olayda, davacı dava değerini 51.630,00 TL olduğunu belirterek bu miktar üzerinden harç yatırmak suretiyle istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında ise alacak tutarı veya mahcuz değeri üzerinden harç ikmal edilmemiştir.
Mahkemece, davacı tarafa harç tamamlatılmadan davanın kabulüne karar verilmiş olduğundan kararın verildiği tarih itibariyle geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre dava değeri olan 51.630,00 TL üzerinden davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken alacak değeri olan 312.000,00 TL üzerinden nispi vekalet ücreti ile karar ve ilam harcına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK’nin 370. maddesi uyannca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı üçüncü kişi vekilinin (1) nolu bentte yazılı nedenlerle sair temyiz taleplerinin reddine; (2) nolu bentte yazılı sebeplerle sınırlı olmak üzere temyiz talebinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, hüküm fıkrasının (2) nolu bendinin hükümden çıkartılarak yerine “Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.526,84 TL harçtan peşin alınan 881,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.645,12 TL harcın davalılardan müştereken alınmasına,” ibaresinin yazılmasına; (4) nolu bendinde yeralan ” … 34.602,00 TL vekalet ücretinin …” ibaresinin çıkartılarak, yerine “…6.029,30 TL vekalet ücretinin…” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine, İlk Derece Mahkemesi hükmünün ve gerekçesinin düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.