YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6082
KARAR NO : 2021/4923
KARAR TARİHİ : 09.06.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.11.2018 tarihli ve 2016/165 Esas, 2018/605 Karar sayılı kararıyla asıl ve birleşen davalar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf talebinin HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili; asıl davada müvekkilinin İstanbul ili, Fatih ilçesi, 2449/39 parselde kayıtlı 124 m2 sahalı taşınmazın 1/2’sinin maliki olduğunu, taşınmaz üzerindeki binada 1.kat 5 numaralı dairenin davalının işgalinde olduğunu belirterek, 01.06.2014-31.03.2016 arası aylık 8.650 TL, birleşen 2016/166 Esas sayılı dosyada 01.01.2015-31.03.2016 arası davalının işgalinde olan çatı katı 13 numaralı daire için 6.900 TL, birleşen 2016/167 Esas sayılı dosyada 01.01.2012-31.03.2016 arası davalının işgalinde olan zemin kat 3/A kapı numaralı dükkan için 13.560 TL, birleşen 2016/168 Esas sayılı dosyada 01.01.2013-31.03.2016 arası davalının işgalinde olan 2.kat 7 numaralı daire için 12.060 TL, birleşen İstanbul 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/45 Esas sayılı dosyada 01.01.2016-31.12.2016 arası davalının işgalinde olan bodrum kat 1 nolu daire için 6000 TL, birleşen İstanbul 18.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/48 Esas sayılı dosyada 01.042016-31.12.2016 arası davalının işgalinde olan 2.kat 7 numaralı daire için 4500 TL, birleşen 2017/49 Esas sayılı dosyada 01.04.2016-31.12.2016 arası davalının işgalinde olan 1.kat 5 nolu daire için 4500 TL, birleşen 2017/50 Esas sayılı dosyada 01.04.2016-31.12.2016 arası davalının işgalinde olan zemin kat 3/A kapı nolu dükkan için 4500 TL, birleşen 2017/51 Esas sayılı dosyada 01.04.2016-31.12.2016 arası davalının işgalinde olan çatı katı 13 nolu daire için 4500 TL, birleşen 2017/54 Esas sayılı dosyada ise 01.02.2016-31.12.2016 arası davalının işgalinde olan 3.kat 9 nolu daire için 5500 TL ecrimisil ödenmesini istemiştir.
Davalı vekili; binayı müvekkilinin inşa ettiğini, sadece arsa kirası istenebileceğini, davacının ecrimisil talebinin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacı tarafından yargılama esnasında tüm davalar yönünden istemin toplam 91.555 TL’ye yükseltilerek davanın ıslah edildiği, binanın davalı tarafından inşa edildiği 13.11.2017 tarihli dilekçe ile davacı vekili tarafından kabul edildiğinden arsa yönünden ecrimisil hesabı yapıldığı, esas ve birleşik davalarda kısmen örtüşen kısmen de ayrışan zaman dilimleri için tazminat istenildiği, keşif esnasında apartmanda 14 bağımsız bölüm bulunduğu belirlenmesine rağmen, davalı vekilinin 05.11.2018 tarihli dilekçesinde; davalının 6 bağımsız bölümü kiraya verdiği, 1 bağımsız bölümü de bizzat kullandığı ifade edildiği için, yapılması gerekenin; yıl bazında tahakkuk eden ecrimisil bedelinin her daireye isabet edecek miktarının bulunması ve ilerleyen yıllar için ÜFE oranında artırım yapılarak sonuca gidilmesi olduğu, 11.07.2018 tarihli raporda arsayla sınırlı olmak üzere her yıl için davacı hissesine isabet edecek miktarların belirlendiği, bu rakamların esas ve birleşik davalara tatbikine şu şekilde örnek verilebileceği, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin birleşik 2017/45 Esas sayılı dosyasında 1 nolu bağımsız bölüm için 01.01.2016- 31.12.2016 arasındaki zaman dilimi ile ilgili olarak dava açıldığı, raporda 2016 yılı için arsanın tümü açısından ay bazında davacı hissesine 441,30 TL tekabül ettiği, 1 nolu bağımsız bölüme denk gelecek miktarın; 441,30/7=63.04 TL olduğu, tüm yıl yönünden ulaşılacak rakamın ise 63.04 TLx12=756,48 TL olduğu, izah edilen bu yöntemle hesaplama yapıldığı belirtilerek, asıl dava yönünden 1.287,95 TL, birleşen 2016/166 Esas sayılı dosya yönünden 906,24 TL, birleşen 2016/167 Esas sayılı dosya yönünden 2.772,96 TL, birleşen 2016/168 Esas sayılı dosya yönünden 2.182,56 TL, birleşen 2017/45 Esas sayılı dosya yönünden 756,48 TL, birleşen 2017/48 Esas sayılı dosya yönünden 567,36 TL, birleşen 2017/49 Esas sayılı dosya yönünden 567,36 TL, birleşen 2017/50 Esas sayılı dosya yönünden 567,36 TL, birleşen 2017/51 Esas sayılı dosya yönünden 567,36 TL ve birleşen 2017/54 Esas sayılı dosya yönünden ise 693,44 TL ecrimisile hükmedilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Yapılan kanun yolu incelemesi sonucunda; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesince (2019/547 E, 2019/1143 K); davalı tarafın kabul beyanı ile taşınmazın davalı tarafından kullanıldığının sabit olduğu, muhdesatın da davalı tarafından yapıldığı, davacı tarafça kabul edildiği, bu doğrultuda davalının taşınmazı haksız kullanması nedeniyle davacının arsa esas alınarak yapılacak hesaplama sonucu payı oranında davalıdan ecrimisil talep etme hakkının olduğu, mahkemenin davalı vekilinin 05.11.2018 tarihli dilekçesindeki hatalı hesaplama yöntemi esas alınarak asıl dava ve birleşen davalar bakımından kısmen kabul ve kısmen ret kararı verdiği, oysa dava tarihinden geriye doğru binanın davalı tarafından yapıldığı dikkate alınarak arsa niteliği ile değerlendirme yapılarak davacı payına isabet eden miktara karar verilmesi gerektiği belirtilerek davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş ve davanın; ilk dönem için açılan İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/167 sayılı birleşen ve devam eden dönem için ilk açılan İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/48 sayılı birleşen dosyaları yönünden kısmen kabulü ile 01.01.2012-31.12.2016 arası için 23.381,10 TL ecrimisile hükmedilmiş, yine arsa üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğinden her bir bağımsız bölüm için ayrı açılan davalar yönünden, dönemler esas alınarak aynı dönemler için sonradan açılan davaların aynı yere ilişkin aynı taraflar arasındaki ecrimisil istemli davalar oldukları gerekçesiyle de İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/165 sayılı asıl dosyasında, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/45 Esas sayılı birleşen dosyasında, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/50 sayılı birleşen dosyasında, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/49 sayılı birleşen dosyasında, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/54 sayılı birleşen dosyasında, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/51 sayılı birleşen dosyasında, İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/166 sayılı birleşen dosyasında ve İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/168 sayılı birleşen dosyasında açılan davaların derdestlik nedeniyle usulden retlerine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesinde bölge adliye mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, aynı maddenin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesiyle değişik 1/a bendinde “Miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiş; anılan 40.000,00 TL’lik kesinlik sınırı da 2019 yılı itibariyle 58.800 TL olarak uygulanmaya başlanmıştır.
Somut olayda; davacı vekili talep artırımı ile tüm davalar yönünden istemini toplam 91.555 TL yapmış ise de; kesinlik sınırının her bir dosya için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Bu doğrultuda; her bir davanın 2019 yılı itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 58.800 TL’nin altında kaldığı sabit olduğuna göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi kabil olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bir karar verilebilir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin, 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesi uyarınca 2019 yılı itibariyle miktar ve değeri 58.800 TL’yi geçmeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olduğundan değerden REDDİNE, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.