YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2163
KARAR NO : 2021/5248
KARAR TARİHİ : 17.06.2021
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 110 ada 5 parsel sayılı taşınmazda 1/3 oranda paydaş olan … kızı …’ye kayyım olarak atandığını ve dava konusu taşınmazın 4.284,07 m2’lik kısmının davalı tarafından haksız olarak kullanıldığını belirterek, 04.11.2009-04.03.2010 tarihleri arası için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 3.095 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 1978 yılında dava konusu taşınmaza ilişkin acele kamulaştırma kararı alındığını ve bedellerin bankaya yatırıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu 110 ada 5 parsel sayılı taşınmazda … kızı …’nin 1/3 ve dava dışı … …’nın 2/3 paylı malik olduğu, …’ye 3561 sayılı Yasa uyarınca davacının kayyım olarak atandığı ve taşınmazın bir kısmının davalı tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır.
Öte yandan; 19.10.2011 tarihinde Elektrik Üretim A.Ş Genel Müdürlüğü tarafından dava konusu taşınmazın maliklerine karşı kamulaştırma davası açıldığı, taşınmazın bir kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği ve kararın 21.11.2013 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Her ne kadar eldeki dosyada Mahkemece, kamulaştırma davası gerekçe gösterilerek davacının ecrimisil isteminin reddine karar verilmiş ise de verilen kararın yerinde olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Zira, açılan kamulaştırma davasının davacı tarafından değil, Elektrik Üretim A.Ş Genel Müdürlüğü tarafından açıldığı, kaldı ki, talep edilen ecrimisilin kamulaştırma dava tarihinden öncesine ilişkin olduğu dolayısıyla Mahkemece, Yargıtay ve Daire uygulamaları doğrultusunda ecrimisil hesabı yapılması ve belirlenen bedele hükmedilmesi gerekirken, yanlış gerekçe ile davanın reddi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 17.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.