Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/1298 E. 2010/1547 K. 17.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1298
KARAR NO : 2010/1547
KARAR TARİHİ : 17.02.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 162 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazların Simav Çayı dere yatağı içerisinde 3402 Sayılı Yasanın 16.maddesi uyarınca devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer niteliğinde olduğunu ileri sürüp, tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescilini ya da dere yatağı niteliği ile tespit dışı bırakılmasını istemiştir.
Davalılar, davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar, ilk oturumda sicil kaydının kadastroyla oluştuğunu ve bu şekildeki oluşumda kendilerinin bir katkılarının ve taşınmazlarla da bir ilgilerinin bulunmadığını belirterek, davayı kabul etmişlerdir.
Gerçekten de, bir kimsenin haberi olmadan devletin görevlileri tarafından adına kaydedilmesi ve sicil oluşturulmasında lehdarın bir katkısı bulunmadığına göre davanın açılmasına sebebiyet verdiği düşünelemez ve kabul edilemez. Bu duruma göre de, yargılama giderleri ve bu giderlerinden sayılan avukatlık ücretinden de sorumlu tutulamayacağı tartışmasızdır.
Öyle ise, Hazine’nin temyiz itirazı yerinde değildir, reddine.
Ancak, tapu sicillerinin tutulması kamu düzeni ile ilgili olup, taşınmazın dere yatağı niteliğinde bulunması sebebiyle 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/c maddesi kapsamındadır. Bu nitelikteki yerler hakkında özel mülkiyete konu olacak şekilde sicil oluşturulmasına olanak yoktur.
O halde, taşınmazların sicil kaydının iptali ile kadastro harici bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, Hazine adına tescil kararı verilmesi doğru değildir.
Ne varki, anılan husus yargılamanın yenilenmesini gerektirmediğinden, yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2.bendindeki; dava konusu taşınmazların “… adına tapuya kayıt ve tesciline” sözcüklerinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, yerine “3402 Sayılı 16/c maddesi hükmü uyarınca kadastro harici bırakılmalarına” sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 17.2.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.