YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/329
KARAR NO : 2021/3680
KARAR TARİHİ : 24.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 15.06.2021 Salı günü davacılar vekili Av. … geldi, Davalı adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, 30/12/2012 tarihinde davalının kullandığı aracın müvekkillerinin desteği …’a çarpması neticesinde desteğin öldüğünü, ceza davasında her ne kadar davalının ölen … ile eşdeğer oranda kusurlu olduğu yönünde hüküm kurulmuşsa da esasen davalının kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu belirterek, anne … için 80.000,00 TL, diğer davacı kardeşleri için ayrı ayrı 30.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davalının hiçbir kusuru olmadığını, olaydan sonra üzerine düşen görevleri yerine getirerek ilk yardım yaptığını ve ambulans çağırdığını, son derece üzüldüğünü, davacıların murisinin ağır kusuru bulunduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunu da irdeler biçimde düzenlenen Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyetinden oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyeti raporuna göre, olayda davalı sürücü …’nın birinci derecede %70 oranında, davacıların murisi yaya maktul …’un ise ikinci derecede %30 oranında kusurlu bulunduğunun kabulüyle; olay tarihi, oluş biçimi, olayın özellikleri, ekonomik olgular, kusur durumu ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/12/2019 tarih 2018/2086 esas, 2019/6279 karar sayılı kararı da gözönünde bulundurularak davacı … için 40.000,00 TL, davacı … için 15.000,00 TL, davacı … için 15.000,00 TL, davacı … için 15.000 TL, davacı … için 15.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 30/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Yargıtay kararı doğrultusunda her bir davacı ve her bir davalı için ihtiyari dava arkadaşlığı sebebiyle ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, manevi tazminatın takdirinde TBK’nin 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre davacılar vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen ilk kararda; davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, davacı … için 30.000,00 TL, davacılar …, …, … ve … için 10.000,00 TL’şer olmak üzere toplam 70.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine hükmedilmiş bu karar davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükmüne uyulan Dairemizin 24/12/2019 gün, 2018/2086 esas, 2019/6279 karar sayılı ilamında özetle; “… davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmiş, davacıların diğer temyiz itirazları yönünden; davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları az olup daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek, haksız eylem tarihinden itibaren faiz yürütülmek ve ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmek üzere..” kararın bozulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, Yargıtay kararı doğrultusunda her bir davacı ve her bir davalı için ihtiyari dava arkadaşlığı sebebiyle ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş; hüküm, bu kez davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. “Usuli kazanılmış hak” kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder.
Somut olayda; mahkemece, bozmadan önce verilen karar taraflarca temyiz edilmiş ancak davalının temyiz itirazları reddedilerek hüküm sadece temyiz eden davacılar yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmek üzere bozulmuştur. Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında, Yargıtay kararı doğrultusunda her bir davacı ve her bir davalı için ihtiyari dava arkadaşlığı sebebiyle ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine karar vermiştir.
İlk kararı vekalet ücreti yönünden temyiz etmemiş olan davalının diğer tüm temyiz itirazları da uyulan bozma kararı ile reddedilmiş olmakla bozmadan yararlandırılmamış davalı taraf yararına vekalet ücretleri yeniden belirlenmiştir. Oysa ki, bozulan ilk karar davalı yönünden vekalet ücreti yönünden usulen kesinleşmiş ve davacılar yararına da usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Şu durumda; mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı yönünden verilen ilk karar vekalet ücreti yönünden, kesinleşmiş olduğundan davacılar yararına usulü kazanılmış hak oluşur. Bu nedenle gereğinin tamamen yerine getirilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 6.000,00 TL, davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL, davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL, davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL, davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin bu davacılardan alınıp davalıya verilmesine şeklinde karar verilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca (hükmü temyiz eden davacılar yönünden) düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 16, 17, 18, 19, 20. bendinde yazılı “16- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 6.000,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
17-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
18-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
19-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
20-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı … yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınıp davalıya verilmesine,” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “davacı yarararına oluşan usulü müktesap hak gözetilmek suretiyle Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 8.050,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 24/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.