Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2020/1234 E. 2021/5109 K. 09.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1234
KARAR NO : 2021/5109
KARAR TARİHİ : 09.06.2021

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Davacı vekilinin dava dilekçesinde, uygulama kadastrosu sırasında 2975 parselin, 28156 ada 1 parsel, 2698 parselin ise 28119 ada 5 parsel numarasını aldığı belirtilmiş ise de; 28119 ada 5 parsel sayılı taşınmazın eski parsel numarasının 2692 olduğu, tapu kayıtlarına göre eski 2692 ve eski 2698 parsel sayılı taşınmazın malikinin … Vakfı olduğu, Mahkemece davacı tarafından dava konusu edilen taşınmazın hangisi olduğu sorulup açıklığa kavuşturulmadan yargılamanın 28119 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinden yürütüldüğü belirtilerek, HMK’nın 31. madde uyarınca hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında Mahkemece, davacı vekilinden dava etmek istediği taşınmazların hangisi olduğu sorulup, bu hususun açıklığa kavuşturulması, dava edilen parsel eski 2692 parsel sayılı taşınmaz ise, uygulama tutanağı aslının dosya arasına alınması, yine denetime veri teşkil edecek eski tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları, ortofoto, tesis kadastrosu haritası, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar gibi bilgi ve belgelerin toplanması, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılması; keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerlerinin fen bilirkişisine işaretlettirilmesi, fen bilirkişisinden uygulama kadastrosuna esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunun denetlemesinin istenmesi, fen bilirkişi raporunda, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği hususlarının belirlenmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusu 27684 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespiti gibi tesciline, 28156 ada 1 parsel nolu taşınmaz yönünden mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, mahkemece uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle, dava konusu 27684 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Dava konusu 28156 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü, eski 2975 parsel sayılı taşınmazın çapı içerisinde kaldığı halde, uygulama kadastrosu sırasında bu bölümün yol boşluğunda bırakıldığı, nizalı taşınmaz bölümü ile ilgili kadastro tutanağı düzenlenmediğinden Kadastro Mahkemesinin de görevli olmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dosya kapsamından; eldeki davanın, nizalı taşınmaz bölümünün mülkiyetine ilişkin olmayıp, davacı … kayıtlı taşınmazın sınırlarının yanlış belirlendiği ve bu nedenle de taşınmazın yüzölçümünün azaldığı iddiasına dayalı olarak askı ilan süresi içerisinde açılan uygulama kadastrosu tespitine itiraz davası olduğu anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. ve devamı maddeleri uyarınca, bu nitelikteki uyuşmazlıkları çözme görevi Kadastro Mahkemelerine ait bulunduğundan, mahkemenin görevsizlik kararı yerinde değildir. Bu hususa, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.03.2008 tarih, 2008/16-261 Esas, 2008/278 Karar sayılı ilamında da değinilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, işin esasına girilip yöntemince inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun bulunmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
09.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.