YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1925
KARAR NO : 2021/5237
KARAR TARİHİ : 17.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davalının dava konusu taşınmazda 2007 yılından bu yana herhangi bir kira bedeli ödemeksizin oturduğunu, 27.06.2014 tarihinde davalı aleyhine Noterden keşide edilen ihtarname ile taşınmazın son beş yıl rayiç kira bedellerine karşılık olarak davacının hissesine düşen 22.882,00 TL’nin en geç 10 gün içinde davacının banka hesabına yatırmasının istendiğini, davalının cevabi ihtarname ile haksız işgalci olmadığını iddia etmesi üzerine 22.882,00 TL’nin tahsili için icra takibi yapıldığını ancak davalının takibe itirazı neticesinde takibin durduğunu öne sürerek, itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, intifadan men şartının gerçekleşmediğini, takip talebinin açık olmadığını öne sürerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu bağımsız bölümün gelir getiren, oturmaya elverişli mesken niteliğinde olduğu gerekçesi ile hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulü ile itirazın iptaline ve davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisil alacağına dayalı olarak başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu bağımsız bölümün mesken niteliğinde olduğu, tarafların dava konusu taşınmazda paydaş oldukları, taşınmazda davalının bizzat oturmak sureti ile tasarrufta bulunduğu, 27.06.2014 tarihli ihtarname içeriği ve takibe konu asıl alacak miktarı birlikte değerlendirildiğinde, talebin 27.06.2009-27.06.2014 tarihleri arasına ilişkin ecrimisil istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı kararı).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; dava konusu taşınmazlarda tarafların paydaş oldukları ancak Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve usuller çerçevesinde araştırma, inceleme yapılmaksızın karar verildiği sabittir.
Şöyle ki, Mahkemece her ne kadar dava konusu bağımsız bölümün gelir getiren, oturmaya elverişli mesken niteliğinde olduğu gerekçesi ile davalının ecrimisil ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş ise de, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre, hukuki ve tabii semere veren yerler için intifadan men şartı aranmadığı, hukuki semere kavramından bahsedebilmek için ise; taşınmazın sadece kiraya verilebilecek yerlerden olmasının yeterli olmayıp üçüncü kişilere bizzat kiraya verilip gelir elde edilmiş olmasının da gerektiği, somut olayda, taşınmazın davalı tarafından bizzat kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemenin yapacağı iş; 27.06.2014 tarihli ihtarname içeriğinin takip konusu yapıldığı nazara alınmak sureti ile, ihtarname tarihinden önce intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırıp, tartışarak; sonucu dairesinde hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ile intifadan men koşulu araştırılmadan ve dava tarihinden geriye yönelik 5 yıllık dönem için ecrimisil hesabı yapılan bilirkişi raporu hükme esas alınmak sureti ile, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.