YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1274
KARAR NO : 2021/4390
KARAR TARİHİ : 09.07.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, borçlu …Taah.İth.İhr.Trz.Plan.Prj.Tic.Ltd.Şti. aleyhine takipler yaptıklarını, takiplerin semeresiz kaldığını dava konusu taşınmazı diğer davalı şirkete devrettiğini belirterek , bu tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Mahkemenin yetkisizlik kararı Yargıtay 17. Hukuk dairesinin 08.11.2016 tarih …Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece dava konusu taşınmazın satış tarihindeki değeri ile satış akit tablosunda belirtilen değer arasında fahiş fark olduğu, dava konusu taşınmazın devrini gerçekleştiren … ile davalı … İnşaat Ltd.Şirketi ortağı … arasındaki akrabalık ilişkisi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm yargılama giderleri yönünden temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
İİK’nın 282.maddesi gereğince borçlu ile borçlu ile hukuki işlemde bulunan üçüncü kişi mecburi dava arkadaşı olup davada haksız çıkmaları halinde yargılama giderinden birlikte müteselsilen sorumlu olmaları gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan İİK.nın 283/1 maddesi gereğince davacı alacaklının tasarrufun iptali davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisi elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Öte yandan tasarrufun iptali davalarında dava değeri, takip tarihindeki alacak miktarı ile dava konusu taşınmazın değerinden hangisi az ise o değer oluşturur .Dava konusu olayda, takip konusu alacak takip tarihinde 159.308,31 TL dava konusu taşınmazın satış değeri 582.455,19 TL olarak belirlendiğinden dava değeri 159.308,31 TL dir. Davacı vekili dava dilekçesinde davalılar arasındaki 31.12.2014 tarihinde yapılan tasarrufun iptalini talep etmiş dava değeri olarak da dava tarihindeki ulaşan alacak miktarını harca esas değer olarak göstermiştir. Söz konusu değer harca esas değer olup talep miktarı olmadığından hüküm fıkrasında, tasarrufun bu miktar olan 192.945,63 TL ile sınırlandırılmış olması ve harcın bu değer üzerinden hesaplanması doğru bulunmamıştır.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1.bendindeki “(dava değeri olarak gösterilen 192.945,63.-TL ile sınırlı olarak)” ve “(192.945,63.-TL)” ibarelerinin tümünün hükümden çıkartılmasına , 2.bentteki “13.180,00 TL” rakamının hükümden çıkartılarak yerine “10.882,32TL” yazılmasına yine aynı bentteki “9.885,00 TL” rakamının çıkartılarak yerine “7.587,32TL ” ibaresinin yazılmasına 2.; 3.; ve 4. Bentlerine davalılar kelimesinden sonra müteselsilen kelimesinin eklenmesine hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09/07/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.