YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3158
KARAR NO : 2021/4887
KARAR TARİHİ : 16.09.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 12/02/2016 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/10/2017 günlü karara karşı taraflar vekillerinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/09/2019 günlü İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararının Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; dava dışı …’ın askerlik hizmetini yapmakta iken Şırnak – Beytüşşebap – Gemek Deresi mevkiinde terör örgütü mensuplarını etkisiz hale getirmek amacıyla icra edilecek operasyon esnasında silah arkadaşı olan davalının havanın çok karanlık, arazinin de sarp, dik, taşlık ve kayalık olması nedeniyle ayağının kayıp yere düşerek yuvarlanmaya başlaması esnasında silahı kayaya çarparak ateş aldığı, çıkan kurşunun kendi sol el serçe parmağından yaralanmasına ve dava dışı …’ın da sağ göğsünden yaralanmasına sebep olduğunu, olay neticesinde AYİM 2. Dairesi’nin 01/07/2015 tarihli kararı ile müvekkili idare tarafından dava dışı …’a 84.775,25 TL ödeme yapıldığını, Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen 49.maddesinde kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunun hükme bağlandığını belirterek ödenen miktarın davalıdan tazmini gerektiğini belirterek rücuan tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, üç aylık acemi eğitiminin ardından terör saldırılarına karşı haftalarca görev yaptıkları, olayda sol el serçe parmağının sakat kaldığı, hava değişiminin ardından gönüllü olarak askerliğe devam ettiğini, olayda kusurlu olmadığını, olayın tamamen kaza olduğunu, olayın meydana geldiği tarihte taşıdıkları yük, zemin şartları, hava koşulları, zaman dilimi gibi hususlarının gözetilmesi gerektiğini, olayda herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalının rücuya esas zararın oluşumunda yüzde elli oranında kusurlu olduğu benimsenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, iş bu karar davacı ve davalı tarafça istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince davalı yararına hakkaniyet indirimi uygulanması gerekirken uygulanmamış olması gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, %50 kusur oranına göre hesaplanan tazminattan %50 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne yönelik yeni hüküm kurulmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince, davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun ise kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İstinaf incelemesi sonucunda davalı yararına BK 43 (TBK 51) uyarınca hakkaniyet indirimi uygulanması yerinde ise de, davalının olayın gerçekleştiği tarihte çalışma koşullarının ağırlığı ve olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında bölge adliye mahkemesince davalının kusuruna isabet eden tazminat miktarı üzerinden yapılan hakkaniyet indirimi oranının az olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre daha üst düzeyde hakkaniyet indirimi yapılmak üzere bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 16/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.