Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/620 E. 2021/5226 K. 17.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/620
KARAR NO : 2021/5226
KARAR TARİHİ : 17.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın elatmanın önlenmesi ve yıkım talebinin kabulüne ve ecrimisil talibinin reddine dair kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.02.2020 gün ve 2018/4780 Esas, 2020/1869 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Taraf vekilleri tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; vekil edeninin dava konusu 3236 ada 8 parsel sayılı taşınmazın hissedarlarından olduğunu, vekil edeni ile dava dışı yüklenici arasında 04.02.1997 tarihinde satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, davalının ise yükleniciden daire satın alan kişi olduğunu, yüklenicinin sözleşme şartlarına uymadığı gibi taşınmaz üzerinde yer alan binayı ruhsatsız ve projesiz olarak kaçak şekilde yaptığını, bunun üzerine vekil edeni tarafından açılan dava sonucunda Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/634 Esas, 2007/258 Karar sayılı ilamı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshine karar verildiğini, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan binada ikinci bodrum kattaki daireyi işgal ettiğini öne sürerek müdahalesinin önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden geriye yönelik olarak beş yıl için 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsilene, birleşen dava dilekçesinde ise binanın yıkımına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, dava dışı yüklenici ile 14.11.1997 tarihinde Noterde satış vaadi sözleşmesi tanzim ettiklerini, bu sözleşme uyarınca yüklenicinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşen bağımsız bölümlerden ikinci bodrum katta girişe göre sağ tarafta bulunan 90 m2 lik daireyi kaba inşaat olarak satmayı, binanın bitimi ile adına tapu kaydı oluştuğunda da kendisine devretmeyi vaad ettiğini, satım bedelini peşin olarak yükleniciye verdiğini, dava konusu daireyi aynı gün kaba inşaat olarak teslim aldığını, oturulabilir duruma getirmek için masraf yaptığını, davacının yüklenici tarafından kendisine teslim edilen aynı binada ikinci katta yer alan dairede oturduğunu, diğer iki daireyi de üçüncü kişilere satıp hisse devri yaptığını, bu durumun arsa tapusuna dayalı mülkiyet hakkının kötüye kullanılması olduğunu açıklayarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece verilen davanın elatmanın önlenmesi ve yıkım talebinin kabulüne ve ecrimisil talibinin reddine dair kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.02.2020 gün ve 2018/4780 Esas, 2020/1869 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Taraf vekilleri tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, tapulu taşınmazda elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine yöneliktir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, Mahkemece elatmanın önlenmesi ve kal taleplerinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine karar verildiği, taraf vekillerinin temyizi üzerine dairemizce: “1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; 3236 ada 8 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın maliki davacı ile dava dışı yüklenici … … arasında 04.02.1997 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, davalının ise 14.11.1997 tarihinde yapılan satış vaadi sözleşmesi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye düşen dava konusu daireyi satın aldığı, davacının davalı ile birlikte, yüklenici tarafından taşınmaz üzerine yapılan binanın ikinci katında ikamet ettiği, yine bir kısım daireleri 2000 ve 2012 yıllarında dava dışı üçüncü kişilere satıp hisse devri yaptığı, davacı tarafından yüklenici aleyhine açılan Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.06.2007 tarihli ve 2004/634 Esas, 2007/258 sayılı kararıyla, yüklenicinin onaylı proje ve ruhsat alınmadan bina inşa ettiği, binanın kaçak olduğu ve arsa sahibinin kaçak inşaatı kabul yükümlülüğü olmadığı gerekçesi ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshine karar verildiği, anılan kararın taraflarca temyiz edilmeyerek 03.05.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece, davacının davalı ile birlikte yüklenici tarafından taşınmaz üzerine yapılan binanın ikinci katında ikamet ettiği, yine bir kısım daireleri 2000 ve 2012 yıllarında dava dışı üçüncü kişilere satıp hisse devirleri yaptığı, dava konusu binanın davacı arsa sahibi ile yüklenici arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, davacının bilgisi ve rızası dahilinde yapıldığı nazara alınarak kal istemli birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle kararın bozulduğu, taraf vekillerince karar düzeltme talebinde bulunulduğu ve taraflarca kal’e konu binanın yıkılmış olduğunun belirtildiği sabittir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan karar düzeltme talepleri yerinde görülmemiştir.
2. Birleşen davadaki kal talebiyle ilgili karar düzeltme taleplerine gelince; gerek davacı, gerekse davalı yanın mutabık kaldığı üzere davaya konu taşınmaz yıkılmış olup birleşen davadaki kal talebiyle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş olup, yine bozma ilamından “ 863,75 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.551,25 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına,…” kısmının çıkarılmasına, açıklanan yönler gözetilerek Yerel Mahkeme hükmünün bozulması gerektiği iş bu incelemede anlaşılmış olup yukarıda izah edilen nedenler bozmayı gerektirirken Dairemizin 26.02.2020 tarihli ve 2018/4780 Esas, 2020/1869 Karar sayılı ilamında belirtilen sebeplerle bozulmasına karar verilmesi doğru olmadığından tarafların karar düzeltme taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (2) no’lu bentte yazılı nedenlerle taraf vekillerinin karar düzeltme istekleri yerinde görüldüğünden, kabulüyle, Dairemizin 26.02.2020 tarihli ve 2018/4780 Esas , 2020/1869 Karar sayılı bozma kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair karar düzeltme taleplerinin reddine, yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyenlere ayrı ayrı iadesine, 17.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.