Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2019/2042 E. 2021/4507 K. 31.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2042
KARAR NO : 2021/4507
KARAR TARİHİ : 31.05.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : UYGULAMA KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Uygulama kadastrosu sırasında, … İli Merkez, … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda … adına kayıtlı bulunan eski 1479 parsel sayılı 1.625,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 188 ada 2 parsel numarasıyla ve 1.699,44 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı … Müdürlüğüne … 7. Bölge Müdürlüğü vekili, dava konusu taşınmazın yol, inşaat ve emniyet sahası içerisinde kalan bir bölümünün … adına kamulaştırma sonucunda yola terkin edildiği halde, kadastro çalışmaları sırasında özel mülkiyete tahdit ve tespit edildiğini ileri sürerek, söz konusu taşınmaz bölümünün tespitinin iptali ile yola terkinine karar verilmesi istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır. Kadastro Mahkemesince, davanın mülkiyete ilişkin olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararına istinaden dosyanın gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 12.04.1972 gününde kesinleştiği, kamulaştırma kararının ise kadastro tespitinden önce alındığı ve eldeki davanın açıldığı 12.04.2013 tarihi itibariyle de 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı …, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, tesis kadastrosu çalışmalarından önce kamulaştırma çalışması yapıldığını, taşınmazın bir bölümünün karayolunun inşaat ve emniyet sahası içerisinde kalmasına rağmen, tesis kadastrosu sırasında taşınmazın özel mülkiyete konu edildiğini ve bu yanlışlığın uygulama kadastrosu sırasında da devam ettiğini ileri sürerek dava açmıştır. Dosya kapsamından; davanın, uygulama kadastrosuna yönelik olmadığı, tesis kadastrosundan önceki nedenlere ve mülkiyet hakkına dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nitelikteki davalar kural olarak, 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabidir. Ancak, kamu malı niteliğinde olan mera, kıyı, orman gibi yerlerle fiilen yol olan yerler hakkında açılacak davalarda bu süre uygulanmaz. Ne var ki Mahkemece, taşınmazın mevcut niteliğinin ne olduğu belirlenmediği gibi, kamulaştırma haritaları da dosya arasına getirtilip uygulanmamış, teknik bilirkişiden taşınmazın tamamının veya bir bölümünün kamulaştırma sahasında kalıp kalmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmamıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, ilgili kamulaştırma kroki ve haritaları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, ziraat mühendisi bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımıyla keşif yapılmalı ve bu keşifte öncelikle çekişmeli taşınmazın halen kamu malı niteliğinde aktif biçimde yol olarak kullanılan yerlerden olup olmadığı (özellikle 19.01.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün) belirlenmeli; buna ilişkin mahkeme hakiminin gözlemi keşif tutanağına geçirilmeli, keşif sırasında hazır bulundurulacak fotoğrafçıya değişik açılardan çekişmeli yerin fotoğrafları çektirilerek dosyaya konulmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazın mevcut niteliği hakkında ayrıntılı rapor alınmalı; taşınmazın halen tarım arazisi olmayıp fiilen yol olarak kullanılan yer olduğunun belirlenmesi halinde davanın, yukarıda belirtildiği şekilde 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesindeki 10 yıllık süreye tabi olmayacağı gözetilerek, teknik bilirkişiden çekişmeli taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri, uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile kamulaştırma paftasındaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, buna göre çekişmeli taşınmazın idarenin kamulaştırma haritası kapsamında kalıp kalmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.