YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14463
KARAR NO : 2021/3792
KARAR TARİHİ : 28.06.2021
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen yap-işlet-devret sözleşme modeliyle işletilen liman gelirinden hasılat payı tahsili davası üzerine verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf talebsinin kabulüne ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içeresindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; Yüksek Planlama Kurulu’nca doksanlı yıllarda alınan kararla, Çanakkale ilinde liman inşa edilmesinin planlandığını, Kepez İlçesi’nin uygun bulunması üzerine de mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait taşınmaz ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir kısım taşınmaz üzerinde Ulaştırma Bakanlığı’nca liman alt yapı inşaatının gerçekleştirildiğini, sonrasında taşınmazların Ulaştırma Bakanlığı’na tahsis edildiğini ve Bakanlıkça, Çanakkale Limanı Üst Yapı Tesisleri İnşaatı Projesi kapsamında yap-işlet-devret modeliyle 21/05/2003 tarihinde ihale gerçekleştirildiğini, ihale sonucunda en iyi teklifi veren … İnşaat Turizm San.Tic. A.Ş – Atlas Yapı San.ve Tic A.Ş. – Mavi Denizcilik San. ve Tic. A.Ş. ortak girişimi ile 22/10/2003 tarihinde sözleşme imzalandığını ve 12/05/2004 tarihinde yer tesliminin gerçekleştiğini, liman işletmesinin ilgili mevzuat gereği, düzenli olarak hasılat paylarını öderken 2011 yılında 3996 sayılı Kanun ek 1. maddesi hükmünün yürürlüğe girmesinden sonra, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yılları için ödenmesi istenen hasılat paylarını ödemediğini, bunun üzerine davalıya ödeme ihtaratı yapıldığını, ihtarata rağmen halen ödemenin gerçekleşmediğini belirterek, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yılları hasılat paylarının vade tarihlerinden itibaren hesaplanacak gecikme zammı ve faizi ile birlikte davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili; müvekkili şirketin imzalanan 22/10/2003 tarihli uygulama sözleşmesi uyarınca üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, 29 yıllık işletme süresi sonunda her türlü borçtan ari, bakımlı ve kullanılır olarak işletmenin idareye bedelsiz olarak devredileceğini, sözleşmede öngörülen yıllık kullanım bedellerinin en baştan beri düzenli olarak ödediğini, 6111 sayılı Kanunla 3996 sayılı Kanuna eklenen hükümde hükmün kapsamı ve zaman bakımından uygulanmasıyla ilgili bir belirleme yapılmadığını, önceki yasa yürürlükte iken başlamakla birlikte henüz sonuçlanmamış hukuksal ilişkilere yeni yasa
kuralınının uygulanmasının kanunların geçmişe uygulanamayacağı ilkesine aykırılık oluşturmayacağı gibi Anayasa’nın eşitlik ilkesinin de gereği olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mehkemesince; davaya konu yasa değişikliği ile ilgili geçmişte bir tarihten itibaren geçerli olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından, 6111 sayılı Yasayla 3996 sayılı Kanuna eklenen ek-1. maddeyle getirilen düzenlemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkide uygulanamayacağı değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir, taraflarca istinafa başvurulması üzerine de bölge adliye mahkemesince 3996 sayılı Kanun’a 13/02/2011 tarihinde eklenen ek maddeyle, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için kullanım bedeli ve hasılat payı alınmayacağının kurala bağlandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlık ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; 4706 sayılı Hazine’ye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’a 5793 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle eklenen ek madde 2 hükmü gereğince, Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar üzerinde tesis edilecek irtifak hakları ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde verilecek kullanma izinlerinde irtifak hakkı veya kullanma izin bedellerine ilave olarak, bu alanlarda yürütülen faaliyetlerden elde edilecek tüm hasılatın %1’i oranında Hazinece pay alınacağının hükme bağlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Hazine’ye ait taşınmazlar yönünden genel nitelikte hükümler içeren belirtilen yasa maddesi gereğince davalı şirket tarafından, davacı idareye düzenli olarak 2012 yılına kadar tüm hasılatın %1’i oranında hasılat payı ödemesi yapılmıştır.
Özel yasa hükmündeki 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun‘a, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 134. maddesi ile eklenen ek 1. maddeyle “Bu Kanun kapsamında gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetlerle ilgili olmak üzere görevli şirketin kullanımına bırakılacak olan mülkiyeti kamu kurum veya kuruluşlarına (kamu iktisadi teşebbüsleri dâhil) ve Hazineye ait taşınmazlar ile bedeli idare tarafından ödenmek suretiyle kamulaştırılarak tapuda idare veya Hazine adına tescil ya da tapudan terkin edilen taşınmazlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan diğer yerler için kullanım bedeli ve hasılat payı alınmaz” şeklinde düzenleme yapılmış ve ilgili madde 25/02/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 6111 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ve ilgili madde gerekçesi birlikte incelendiğinde, yaşanan ekonomik kriz sürecinden etkilenen işletmelerin kamuya olan borçlarına uygulanan ek mali müeyyidelerin borç tutarlarını artırdığı, icra takibine maruz kalan borçlulara mevcut yasal düzenlemelerle sağlanmaya çalışılan ödeme imkanlarının da bu borçların tasfiyesinde yeterli olamadığı, ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir bir şekilde devamlılığını temin etmek, yatırım ortamını iyileştirmek, özel sektörün kamuya olan borç yükünü azaltmak, maliye ve para politikalarının daha etkin şekilde kullanılmasını sağlamak amaçlarıyla bu kanun tasarısının hazırlandığı, yapılan yasal düzenlemeyle yatırım ortamınının iyileştirilmesi, özel sektörün
kamuya olan borç yükünün azaltılması gibi sektörel bazda ekonomik iyileştirmenin ve genel olarak kamuya olan borç yükünün azaltılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Aksinin kabulü, kanun koyucunun amacını da aşar bir yorum olacağı gibi 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesinde yer bulan Devlet organları ve idare makamların bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğuna dair eşitlik ilkesine de aykırılık teşkil edecektir.
Benzer uyuşmazlıklarda, Danıştay tarafından da 3996 sayılı Kanun’a 13/02/2011 tarihinde eklenen ek maddeyle, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için kullanım bedeli ve hasılat payı alınmayacağının kurala bağlandığı, 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılan ihalenin, ihale dokümanında ve uygulama sözleşmesinde arazi için sadece kullanım bedeli adı altında bedel öngörülüp ayrıca hasılattan pay alınacağına ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığı durumlarda hasılattan %1 oranında pay alınmasının hukuka uygun olmayacağı yönünde kararlar verilmiştir. (Danıştay 13. Dairesinin 20/12/2018 tarihli ve 2016/4047 E., 2018/4237 K.; 02/03/2017 tarihli ve 2016/5044 E., 2017/530 K.; 01/01/2018 tarihli ve 2017/2203 E., 2018/47 K.)
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle Çanakkale Üst Yapı Tesisleri İnşaatı İhale Şartnamesinde ve Çanakkale Limanı Üst Yapı Tesisleri İnşaatı Yap-İşlet-Devret sözleşmesinde, kullanım bedeli dışında ayrıca tüm hasılatın %1’i oranında hasılat payı alınacağına dair hüküm bulunmaması ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ek madde 1 hükmünde, bu Kanun kapsamında gerçekleştirilecek yatırım ve hizmetlerle ilgili olmak üzere görevli şirketin kullanımına bırakılacak olan Hazineye ait taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan diğer yerler için kullanım bedeli ve hasılat payı alınmayacağının açıkça düzenlenmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nun 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, 28/06/2021 gününde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.