Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4880 E. 2021/4963 K. 10.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4880
KARAR NO : 2021/4963
KARAR TARİHİ : 10.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.07.2017 tarih ve 2013/136 E- 2017/563 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.09.2019 tarih ve 2018/550 E- 2019/1104 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın mevduat müşterisi olduğunu, bankanın kusurlu ve ihmalli davranışları nedeniyle opsiyon işlemlerinden yaklaşık 1.700.000,00 TL zarara uğradığını ileri sürerek, bu zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 22.11.2012 tarihli açıklama dilekçesi ile müvekkilinin Eylül 2010 tarihinden itibaren yapılmış tüm opsiyon işlemleri, 18.10.2010 tarihinden itibaren tüm netleşme opsiyon ödemelerinden dolayı müvekkilinin 1.890.000,00 TL zararı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak açtığı davada zararın belirlenmesini ve belirlenen miktarın 11.04.2012 tarihli ihtarnamenin bankaya tebliğinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, tüm işlemlerin davacının talimatına istinaden ve bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini, davacının yapılan işlemlerden bilgisi olduğunu, banka çalışanlarınca hatalı eksik bilgilerle ve yanlış yönlendirme yapılmasının söz konusu olmadığını, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, sözleşmede yer alan risk bildirim formunda bilgi verildiğini, davacının hesap hareketlerinde itiraza konu olmayan bir çok işlemler yapıldığını, davacının banka ile yaptığı tüm işlemlerden dolayı hiçbir alacak ve hakkının kalmadığına ilişkin ibraname düzenlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu işlemlerden opsiyon işlemleri nedeniyle toplam 2.728.715.- TL zararı bulunduğu, 14.04.2011 tarihli ibranamede ayrık tutulan opsiyon işlemleri nedeniyle 963.370.-TL zararı bulunduğu, davacının 14.04.2011 tarihli ibranamesi ile 2 opsiyon işlemi hariç olmak üzere banka nezdinde gerçekleşen her türlü işlemle ilgili olarak bankadan herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını ve bankayı ibra ettiği dikkate alındığında 14.04.2011 tarihinden sonraki önceki işlemler nedeniyle davacının yeniden alacak talebinde bulunmayacağı, davacının işlemlere icazet verdiği, davalı Bankaya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından nitelikli yatırımcı beyan formunun davalı banka ile imzalandığı, yine opsiyon çerçeve sözleşmesi, türev araçları risk bildirim formu müşteri risk taahhütnamesi ve sermaye piyasası işlemleri risk bildirim formu ile işlemlerin riski konusunda, türev işlemlerde yüksek risk bulunduğuna ve hesap sahibinin, türev işlemlere ilişkin yatırımlar yapmadan önce kendisine iletilen analizlerin sübjektif olacağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair bilgilendirildiği, davacının hesap hareketleri ve banka kayıtlarından dava konusu dönemler dışında da opsiyon işlemleri yaptığı ve davacının dava konusu işlemlerden önce de bir çok kez opsiyon işlemi gerçekleştirdiği, davacının bazı opsiyon işlemlerinde kâr elde ettiği bazı işlemlerde zarar ettiği, incelenen ses kayıtlarına göre davacının yapılan işlemleri ve hesabını takip ettiği davalı bankanın davacıyı yönlendirme, hatalı ve eksik bilgi vermeye yönelik bir konuşmaya rastlanmadığı, davacıya düzenli olarak ekstrelerin gönderildiği ve davacı tarafından imzalandığı, opsiyon işlemleri nedeniyle aldığı prim ve bloke tutarları hakkında bilgi sahibi olduğu davacının, kâr elde ettiği işlemlere itiraz etmeyip zarar ettiği işlemleri dava konusu yaptığı, kaldı ki bu işlemlerden sonra da hesabından işlemler yapıp gönderilen ekstreler ile hesaba vakıf olup sesiz kaldığı gibi davacının davalı bankayı davaya konu dönemler ile ilgili ibra ettiği, ibra etmediği işlemlerin bu davanın konusu olmadığı, davacının bankayı ibra ettiği işlemlere ilişkin riskler konusunda banka tarafından güncel ve doğru olarak yeterince aydınlatılmadığı, hileli hareketler nedeniyle hataya düşürüldüğü ve özen kurumu olan bankanın, özensiz davrandığına ilişkin bir husus kanıtlanmadığı, mahkemece HMK’nın 282. maddesine göre, takdiri delil niteliğinde olan bilirkişi raporu, ses kayıtları üzerinde inceleme ile birlikte diğer deliller de dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.