YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9643
KARAR NO : 2021/4268
KARAR TARİHİ : 07.07.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkmesinde görülen maddi ve manevi tazminat davasında verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın, süresi içinde davalılardan … ve … vekilleri tarafından temyiz edimesi üzerine, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi …’ın davalı … idaresindeki aracın çarpması neticesinde vefat ettiğini, Türkan’ın murisin eşi, diğer davacıların ise çocukları olduğunu, murisin SRC nitelikli ağır vasıta sürücü ehliyeti olduğunu, şehirlerarası tır ve kamyonlarda aylık 3.500,00 TL ile uzun yol şoförlüğü yaptığını, çalıştığı firmaların müteveffanın yemek ve yol ücretini karşılığından bütün gelirini ailesine harcadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00’er TL maddi tazminatın davalı …. ve …’den sorumlu olduğu miktar ile sınırlı olmak üzere tüm davalılardan, 100.000’er TL manevi tazminatın davalı … ve …’ndan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılardan … vekili, ambulans şoförü olarak hiçbir kusuru olmadığını, hız limitlerine uygun davrandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalılardan …. vekili, kasko poliçesinin tarafı olduğunu, sigortalısı araç sürücüsünün kusuru olmadığını, davacının maddi tazminat talebinin trafik sigorta poliçesi teminatına girdiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalılardan …. vekili, poliçe limitleri oranında sorumluluğu olduğunu, sigortalısının kusursuz olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalılardan … vekili, davacıların müteveffayı kovalayan şahıslara karşı dava açması gerektiğini, ölüm olayına sebep olan davranışın müteveffanın iki kişiden kaçarken orta refüjden ağaçların arasından gece vakti ambulansın önüne atlaması olduğunu, müteveffanın %100 kusurlu olduğunu, araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hükme karşı davacılar, davalılardan …, …. ve … vekili istinaf isteminde bulunmuştur. Bölge adliye mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; kararı davalılardan … ve … vekili temyiz etmiştir.
1-Davalıların davacılardan …, … ve …’a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davalıların her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2020 yılı için 72.070,00 TL’dir.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 72.070,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Davalılar tarafından adı geçen davacılar bakımından temyize konu edilen miktar, yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmayıp davalıların adı geçen davacılara yönelik temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalıların davacılardan … ve …’a yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazası sonucu desteğin ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında bulunan ATK … Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’nın 13.09.2017 tarihli raporunda davalı sürücü Rıfat’ın yönetimindeki ambulans ile seyri sırasında seyir istikametine göre yolun sol tarafından orta refüj üzerinden kontrolsüz ve aniden yola giren yaya Gültekin’e çarptığı, kazanın ani şekilde olduğu, mahal şartları ve CD çözüm tutanağı dikkate alındığında, davalı …’a atfı kabil kusur bulunmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Olayın gece saati 22:15 sıralarında karanlıkta ve aniden meydana gelmesi, davacılar murisinin dava dışı kişiler tarafından kovalanması sonucu yola atlaması gözetildiğinde, dosyada bulunan ATK … Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı kusur raporunun oluşa uygun olup, bu haliyle davalı sürücünün kusursuz olduğu kabul edilerek davalı tarafın sorumlu tutulmaması gerekir. Bu yön gözetilmeksizin İlk Derece Mahkemesince davalı sürücünün (2/8) oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi ve davalı … harçtan muaf olduğu ve sorumlu tutulmaması gerektiği halde sorumlu tutulmuş olması doğru değildir. Anılan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalının davacılardan …, … ve …’a yönelik temyiz dilekçesinin HMK 362/1-a maddesi gereğince REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca davacılardan … ve … bakımından BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalı … Bakanlığın’dan harç alınmamasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 07/07/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.