YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1120
KARAR NO : 2021/4380
KARAR TARİHİ : 09.07.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarurfun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, borçlular, … Madencilik San. ve Tic. A.Ş., …ve … Maden Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine takipler yaptıklarını, takiplerin semeresiz kaldığını ve maden stoklarını diğer davalı şirketlere devrettiklerini belirterek, bu tasarurfların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi şirketler, dava koşullarının oluşmadığını ve reddi gerektğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirketler, cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, borçlu şirketin halen üzerine kayıtlı, sahibi olduğu ve icra dosya borcunu karşılayacak maden işletme ruhsatlarının bulunduğu, alacaklı bankanın, eldeki davanın asıl borçlularına karşı yapmış olduğu icra takiplerinde yapılan kıymet taktir raporları ile de, davalı- borçlu şirketlerin 02/12/2015 tarihli haczi kabil mal varlığı olarak maden ruhsatları olduğu görüldüğü , bu halde davalı borçlu şirketin aciz halinde olduğundan söz edilemeyeceğinden bahisle davacının davasının dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar vermiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
İİK’nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması,borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Dava koşulları yönünden somut olaya bakıldığında ,borcun 08.10.2010 yılından başlayan kredi sözleşmesinden doğduğu, bu tarihten sonra borçlu şirket tarafından üçüncü kişilere yapılan yüklü miktardaki maden satışlarının iptali istenildiği tasarrufun bu tarihten sonra yapıldığı ve kesinleştiği, davanın 18.12.2013 tarihinde 5 yıllık sürede açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme, borçlulara ait maden ruhsatlarının haczi kabil mal niteliğinde olduğu, bu halde borçlunun aciz halinde olmadığı kabul edilerek dava red edilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamıştır.
Dosya içerisinde mevcut, kıymet takdir tutunaklarından 2012 yılı itibari ile borçluya ait maden ruhsatlarının kıymet takdirlerinin yapıldığı ancak satışların olmadığı ve üzerinde bir kısım hacizlerin olduğu görülmüştür.
Yapılacak iş, konusunda uzman içlerinde maden mühendisi olan bilirkişi heyetinden, borçluya ait geçerlilik süresi devameden ruhsatlarının hangilerinin olduğu, bunların değerleri üzerinde davacıya ait ve bu davanın konusu olan icra dosyası borçlarının sırasına göre borcu karşılayıp karşılamayacağı,…9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/384 Esas,…9 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/683 Esas ,sayılı dosyalarından alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek, borçlunun aciz halinin var olup olmadığının tesbitinin sağlanarak, oluşucak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09.07.2021 günü oybirliğiyle karar verildi.