Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/15101 E. 2021/3718 K. 28.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15101
KARAR NO : 2021/3718
KARAR TARİHİ : 28.06.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 23.06.2021 Çarşamba günü davacı vekili Av. … geldi. Davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:

– K A R A R –

Davacı vekili; davalının ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın yaptığı kaza sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanıp malul kaldığını, zararın ZMSS limiti olan 290.000,00 TL’nin üzerinde olduğunu, davalı tarafından 18.750,00 TL ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 51.250,00 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davaya konu alacakla ilgili kesin hüküm bulunduğunu, hasar dosyasında davacı zararının 381.391,00 TL olarak hesap edildiğini, 290.000,00 TL ZMSS poliçesi gereği ve 18.750,00 TL de İMSS poliçesi gereği ödeme yaptıklarından sorumluluklarının son bulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 51.250,00 TL’nin 27.03.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekilinin itirazı üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından; itirazın kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davacının kaza nedeniyle oluşan maddi zararının 381.391,00 TL. olarak davalı tarafından belirlendiğini, aracın trafik sigortacısı olan davalı tarafından ZMSS teminat limiti 290.000,00 TL’nin ödendiğini ve bu ödemenin zararın tamamını karşılamadığını, aracın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı da olan davalının İMSS teminat limiti 75.000,00 TL’den davacıya ödediği 18.750,00 TL’nin düşülmesinden sonra kalan 51.250,00 TL’nin davacıya ödenmesi gerektiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili, aynı kazada yaralanan davacı dışında 3 kişi daha bulunduğu ve onlara da ödeme yapılması gerekeceği için İMSS teminat limitinin 1/4’ü oranındaki bedel (18.750,00 TL) ile önceki tahkim yargılamasında hükme bağlanan 5.000,00 TL’yi ödediklerini savunmuştur. İtiraz Hakem Heyeti tarafından yapılan inceleme sonunda; davalının düzenlediği poliçedeki İMSS teminat limitinin, maddi bedeni ayrımı yapılmadan (kombine tek limit) 75.000,00 TL. olarak belirlendiği; kazada davacı ile birlikte 4 kişinin yaralandığı, İMSS teminat limitinin 1/4’ü oranındaki ödemeyle davalının sorumluluğunun son bulduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 96/1. maddesinde “zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur” düzenlemesine; aynı maddenin 2. fıkrasında ise “başka tazminat taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek olandan daha fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır” düzenlemesine yer verilmiştir.
KTK’nın 96. maddesindeki hükme göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı biçimde ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır.
Somut olayda; davacı dışında yaralanan kişilerden biri olan Rıdvan Arabacı’nın, davalıya karşı ZMSS poliçesi kapsamında açtığı davanın devamı sırasında davalı ile sulh olduğu, davalı tarafından ZMSS poliçesi kapsamında adı geçene ödeme yapıldığı ve davalı sorumluluğunun son bulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı ile Rıdvan Arabacı dışındaki yaralı 2 kişinin (Şükrü Akça ve Mustafa Akça) ise, davalıya başvuru yaptığı ya da davalının bu kişilere ödeme yaptığına dair davalı savunması bulunmadığı gibi bu konuda sunulu delil de yoktur. Kaldı ki, diğer zarar görenlere yapılmış ödeme bulunup bulunmadığı Hakem Heyeti tarafından 27.02.2018 tarihinde davalıdan sorulmuş olmasına rağmen, davalı tarafından verilmiş bir cevap da bulunmamaktadır. Bu itibarla; 10.08.2015 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle, aradan geçen yaklaşık 2,5 yıllık sürede (27.02.2018 tarihine kadar) davalının ödeme yaptığını ya da zarar görenlerin başvurusu olduğunu somut olarak ortaya koyamadığı bir durumda, sadece diğer zarar görenlerin talepte bulunma ihtimali üzerinden değerlendirme yapılması eksik inceleme niteliği taşımaktadır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyeti’nce; davaya konu kazayı yapan aracın hem trafik hem de ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olan davalı … şirketine ihtaratlı yazı yazılıp kesin süre verilerek, yazı tarihi itibariyle ZMSS ve İMSS teminat limitinden diğer zarar görenlere yapılmış ödemelere ilişkin bilgi verilip belgelerin sunulmasının istenmesi; verilen kesin süreye rağmen başka hak sahiplerine İMSS teminatı kapsamında ödeme yapıldığının belgelenemediği durumda, İMSS teminat limitinin tamamının (davacıya daha önce yapılmış ödemeler düşülüp) davacıya ödenmesine karar verilmesi; diğer zarar görenlere yapılan ödeme bulunması halinde ise, KTK’nın 96/1. maddesi gereği garame hesabı konusunda rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.