Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/925 E. 2021/5117 K. 15.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/925
KARAR NO : 2021/5117
KARAR TARİHİ : 15.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün asıl ve birleşen davada davacı vekili ile birleşen davada vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Asıl davada davacı, maliki olduğu 182 ada 43 parsel sayılı taşınmazı davalı belediyenin kiraya vermek suretiyle tasarruf ettiğini ileri sürerek 01.06.2003 ile 31.03.2008 tarihleri arasında toplam 119.700,00 TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı, asıl davaya benzer gerekçeler ile 31.03.2008 ile 18.07.2012 tarihleri arasına yönelik fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davalı, zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleşen dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece, (asıl davaya yönelik ilk kararda) iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesine üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 25.09.2017 tarih ve 2015/1085 Esas, 2017/4609 Karar sayılı ilamında belirtilen “…somut olayda; davacının kullanımında bulunan trafo binasının ecrimisil hesabı dışında bırakılması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın tamamı üzerinden ecrimisil hesaplamasının yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahallinde yeniden keşif yapılarak davacıya ait trafo binası olarak kullanılan alanın belirlenmesi, davalının tasarrufunda bulunan kısmın da tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde ecrimisil hesabını içeren denetime elverişli uzman bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulup birleştirme kararı verildikten sonra verilen (ikinci kararda), asıl davanın kısmen kabulüne, sabit olan 12.700,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla sabit olan 74.009,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, anlaşılmıştır. Hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 182 ada 37 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına kayıtlı iken, Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.1999 tarih, 1998/794 E, 1999/315 K sayılı karar ile tapu kaydının iptaline karar verilip 609,58m2’lik kısmın ifraz edilerek davacı adına, kalan 279,42m2’lik bölümün davalı adına tesciline karar verildiği, kararın deracattan geçerek 13.09.2000 tarihinde kesinleştiği, daha sonra ifraz işlemi ile dava konusu 182 ada 43 parselin davacı adına, 42 parselin ise davalı … adına tescil edildiği, 43 parsel sayılı taşınmaz üzerinde trafo binası ile çay bahçesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca birleşen davada, davacı vekili, (dosyaya ibraz edilen 07.04.2015 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda,) ecrimisil talebini ıslah dilekçesi adı altında 74.009,00 TL’ye yükseltmiş olup, birleştirme kararı sonrası da aynı döneme ilişkin istemini (bu kez) 103.940,00 TL’ye çıkardığı görülmüştür.
Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre kira esasına göre ecrimisil belirlenmesinde, taraflara emsal kira sözleşmelerini sunmaları için süre verilip, mahkemece emsaller celbedilip, keşif mahallinde bilirkişilerce re’sen emsal araştırılıp rayiç belirlenerek somut veriler böylece toplandıktan sonra ecrimisil istenen ilk dönem kira miktarı belirlenip bu bedele ÜFE’nin tamamı yansıtılmak suretiyle sonraki yıllar ecrimisil bedeli ve bunun sonucunda da toplam ecrimisil bedeli belirlenir.
Ayrıca ecrimisil davası belirsiz alacak davası olup, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. HMK’nin 107. maddesi, “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” hükmünü içermektedir.
Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.
Asıl ve birleşen dava; belirsiz alacak davası olarak HMK’nin yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılmıştır. Davacı belirsiz alacak davasında, ıslaha gerek kalmadan, yargılama aşamasında belirli hale gelen alacağı eksik harcı ikmal ederek isteyebilir. Davacının ıslah dilekçesi talep arttırımı niteliğinde olduğundan mahkemece harcı ikmal ettirilerek artırılan değer üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.
Somut olayda, mahkemece, taraflara emsal sunmaları için süre verilmediği gibi resen de bir araştırmanın yapılmadığı, ara karar ile bu konuda bilirkişilere yetki verildiği görülmektedir. Ayrıca hükme esas bilirkişi raporunda (sadece) Milli Emlak Şefliği ile özel kişiler arasında yapılan kira sözleşmeleri baz alınmış olup rapor içeriğinde de ecrimisil istenen ilk dönem kira miktarına uygulanan artış oranının hangi verilere göre yapıldığı denetlenememektedir. Yine davacı vekilince, (birleşen davaya yönelik) az yukarıda izah edilen şekilde eksik harç ikmal edilmek suretiyle bedel artırımları yapılmasına rağmen Mahkemece, 02.06.2016 tarihli işlem ikinci defa yapılan ıslah niteliğinde kabul edilerek sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması (resen emsal araştırması yapmak ya da taraflara emsal kira sözleşmesi sunmaları için de süre ve imkan tanınmak suretiyle) mahallinde yeniden keşif yapılarak, gayrimenkul değerlendirme uzmanı, fen bilirkişisi ve inşaat mühendisinden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden (önceki bozma ilamı ve) yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda, (taşınmazın büyüklüğü, niteliği, yöredeki rayiç ve çevre özellikleri de nazara alınarak) bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra davanın belirsiz alacak davası olduğu gözetilerek bu çerçevede dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, hesaplama yöntemi Daire uygulamasına aykırı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazları (2.) bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenle REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,15.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.