Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/2164 E. 2021/5466 K. 24.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2164
KARAR NO : 2021/5466
KARAR TARİHİ : 24.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, müvekkillerine ait 108 ada 7 parsel, 108 ada 162 parsel, 108 ada 37 parsel, 149 ada 32 parsel, 108 ada 5 parsel, 106 ada 131 parsel, 108 ada 171 parsel, 108 ada 36 parsel sayılı, tarafların murisinden kalan taşınmazları, davacılardan …’in oğlu, diğer davacıların ise kardeşi olan davalının uzun yıllardan beri müdahalede bulunarak ekip biçtiğini, diğer hissedarların bu yerlerden faydalanmasına izin vermediğini, bu taşınmazlardan elde ettiği geliri de diğer mirasçılara payları oranında dağıtmadığını, kendisinin kullandığını ileri sürerek, taşınmazları kullanan ve müvekkile paylarına düşen ödemeleri yapmayan davalıdan bu taşınmazlara ait ecrimisil bedelinin, murisin ölüm tarihi olan 20.01.2006 tarihinden itibaren fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına , dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına , mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek davada karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı … dışındaki davacıların temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı …’ın temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazların tarafların murisinden intikal ettiği, davacı yanca tanık deliline dayanılmış olmasına karşın verilen kesin sürede tanıklarını bildirmemiş olduğu, davalı yan süresinde cevap dilekçesi vermemiş olmasına karşın tanıklarının dinlenmiş olduğu, davacılardan Tuncay tarafından davalıya yönelik olarak ecrimisil bedellerini ödemesi hususunda gönderilen ihtarnamenin davalıya 10.05.2010 tarihinde tebliğ edildiği, Mahkemece, ecrimisile konu edilen taşınmazlarda tarafların paydaş olduğu, paydaşların kural olarak intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemeyeceği, dosyada mevcut ihtarname örneğinden davacı … yönünden bir an için intifadan men koşulunun gerçekleştiği kabul edilse de; davanın niteliği itibariyle tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, veraset ilamı incelendiğinde bu şartın yerine getirilmediği, aynı zamanda ecrimisilin, kötü niyetli işgal nedeniyle ödenmesi gereken bir tür tazminat olduğu, bu tazminata hükmedilebilmesi için davacı tarafın davalının kötü niyetini ispatlaması gerektiği, bu şartın gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir.
Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Somut olayda, davalı yanca davaya cevap verilmemiş olmasına karşın davalı tanıklarının dinlenmesi ve hükme esas alınması mümkün olmadığı gibi davalının taşınmazları kullanmakta olduğu ve davacı … tarafından ihtarname keşide edilmek suretiyle davalının intifadan men edilmiş olduğu sabitken, toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde işin esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir .
SONUÇ: Yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne , usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle diğer davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 24.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.