YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2028
KARAR NO : 2021/5079
KARAR TARİHİ : 14.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davalı borçlu aleyhine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2011/31583 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun itirazı nedeni ile takibin durduğunu belirterek borçlu davalının itirazının iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın Şişli 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/3 Tereke sayılı dosyasından anahtarların teslim edildiğini, tereke temsilcisinden davalı tarafından kira sözleşmesi ile kiralandığını, kira paralarının da tereke temsilcisine ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile takibin takip tarihi itibari ile; 24.500 USD üzerinden devamına fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen kısmın %20 si olan 9.293 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, reddedilen kısmın %20 si olan 5,6 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava itirazın iptali talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. İcra İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi gereğince, itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve takibe konu alacağın likit olması zorunludur. İcra inkar tazminatının Kanuna konuluş amacı, borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olan borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine borcunu inkar etmesini önlemektir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinebilecek durumda olması; başka bir ifadeyle, borçlunun bizzat kendisinin ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez.
Somut olayda; dava konusu alacağın miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden söz konusu alacak likit değildir. Dolayısıyla itirazın iptali halinde alacaklının icra inkar tazminatı isteyebilmesi için gerek uygulamada gerekse öğretide öngörülen alacaktaki “likit” yani muayyenlik ve belirlenebilirlik koşulu somut olayda gerçekleşmemiştir. Ayrıca dosya kapsamına göre, icra takibi yapılan alacağın bir kısmı haksız olduğu yargılama sonucunda ortaya koyulmuştur. Ancak, söz konusu alacağın tahsili amacı dışında kötü niyetle icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığından kötüniyet tazminatı koşulları oluşmamıştır. Kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Hal böyle olunca mahkemece, yasal koşulları bulunmadığı halde, icra inkar tazminatına ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair itirazların 1. bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.