Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1550 E. 2021/3523 K. 23.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1550
KARAR NO : 2021/3523
KARAR TARİHİ : 23.06.2021

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf isteminin reddine ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin davalı …’den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü’nün 205/12940 ve Kocaeli 4. İcra Müdürlüğü’nün 2016/892 sayılı dosyaları ile takip yapıldığını, takiplerin kesinleştiğini, davalı borçlunun aciz halinde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı “Kocaeli İli, Kartepe İlçesi, Hikmetiye Mahallesi, 1529 ve 1530 parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazlarını mal kaçırma gayesi ile halası olan diğer davalı … Steıgerwald’a devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline, icra dosyalarındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın reddine karar verilmiş hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde;istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bent haricindeki sair temyiz itirazların reddi gerekmiştir.
2-Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK’nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin
(İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince davalı … Steıgerwald’ın davalı borçlunun teyzesi olduğu, ancak uzun yıllardır Almanya’da yaşadığı, bu sebeple davalı borçlunun durumunu bilen kişi olmadığı , taşınmazın da bilirkişi raporu ile belirlenen gerçek değeri ile tapuda gösterilend eğeri arasında misli aşan fark da olmadığı gerekçesi ile davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamıştır.
Davalı … Steıgerwald’ın uzun yıllardır Almanya’da yaşadığı anlaşılmıştır. Ancak dava konusu gayrımenkulleri satın almadan önce , dava dışı babasından davalı borçlunun babası da dahil olmak üzere kendine düşen miras hisselerini devralmak ve devretmek üzere asaleten Türkiye de işlem yaptığını, bu işlemler sırasında davalı borçlunun babası ile de irtibat halinde olduğunu, bu işlemlerden sonra dava konusu gayrımenkullerin de davalı borçludan emlakçı kanalı ile satın alındığını beyan etmiştir.
Dava konusu gayrımenkulleri satın almadan önce davalı borçlunun babası ile işlem yaptığının anlaşılmasına, dava konusu gayrımenkulleri emlakçı kanalı ile aldığını beyan etse de söz konusu yerlerin davalı borçlu yiğenine ait olduğunu bildiğini beyan etmesine, davalı borçlunun halası olması sebebi ile davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun da anlaşılmasına ve bu durumun aksinin de ispat edilememiş olmasına göre, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile dosyanın HMK’nın 373/2.maddesi gereğince ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, aşağıda dökümü yazılı 4,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 23.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.