YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1708
KARAR NO : 2021/5479
KARAR TARİHİ : 24.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı … tarafından açılan davanın reddine, davacı … tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın taraflara murislerinden kaldığını, murisin vefatından bu yana taşınmazın davalının kullanımında olduğunu, davalının öncesinde muris tarafından yapılan elma bahçesi, ev ve samanlığı kullandığını, daha sonraki dönemde elma bahçesini sökerek, tarımsal faaliyetlerde kullandığını, ayrıca davalının taşınmaz üzerine iki katlı betonarme ev inşa ettiğini, ecrimisil bedelinin taşınmaz üzerindeki muhdesat ve ana taşınmazın kullanımına ilişkin olarak hesaplanması gerektiğini öne sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden geriye dönük 5 yıl için 5000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacılarından …’un taşınmazdaki hissesinin 16.12.1999 tarihli sözleşme ile müvekkilince haricen satın alındığını, harici satış bedeli ödenmeden ecrimisil talep edilemeyeceğini, intifadan men şartının gerçekleşmediğini açıklayarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacılardan …’un dava konusu taşınmazdaki payını haricen davalıya sattığı, haricen yapılan taşınmaz mal satışından dönüldüğünde verdiği bedel kendisine geri verilmeyen tarafın, parası geri verilinceye kadar ecrimisil ödemekle yükümlü olmadığı, davacı …’nın ise davalıyı intafadan men etmediği, ancak ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması nedeniyle elma bahçesi olarak kullanıldığı sabit olan taşınmaz kısmı için ecrimisil talep edebileceği gerekçesi ile davacı … tarafından açılan davanın reddine, davacı …’nın açtığı davanın ise kısmen kabulü ile tespit edilen 7.808,00 T’ lik ecrimisil bedelinden davacının tapu kaydındaki hissesi oranında dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Davacı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı … vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı … vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dava konusu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı kararı).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; dava konusu taşınmazlarda tarafların paydaş oldukları ancak Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve usuller çerçevesinde araştırma, inceleme yapılmaksızın karar verildiği sabittir.
Şöyle ki, Mahkemece her ne kadar intifadan men şartı gerçekleşmemekle birlikte, taşınmazın doğal ürün veren elma bahçesi kısmı yönünden davacının ecrimisil talep edebileceği kabul edilmiş ise de, dava konusu taşınmazın tapuda “ kerpiç ev, samanlık ve elma bahçesi “ niteliği ile kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanağı, Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/226 Esas sayılı dosyası ve dava dilekçesinin içeriği uyarınca taşınmaz üzerinde yer alan bina ve elma bahçesinin davalı tarafça meydana getirildiği sabit olup, bu durumda Mahkemece davacının davalı aleyhine taşınmazı kullandırmadığı gerekçesi ile Savcılığa şikayet başvurusunda bulunduğu, yine taşınmaz üzerine yapılan yapıların yıkımı için idareye başvurduğu beyanında bulunduğu anlaşılmakla, taraflarca delil olarak gösterilen dosya içerikleri, toplanmış ve toplanacak delilller nazara alınarak intifadan men olgusunun üzerinde durulması, sonucuna göre HMK’nin 297 maddesi uyarınca davacının hissesi oranında ecrimisil bedeli hesap edilip, hesaplanan bedel hüküm altına alınması gerekir iken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte bendinde açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) holu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 24.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.