YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1834
KARAR NO : 2021/4818
KARAR TARİHİ : 07.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; Adana Yüreğir – Köprülü Mahallesi 3182 ada 12 parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalıların paylı malik olduklarını davacı … … ile davalı …’ın 18.02.2002 tarihinde Almanya’da boşandıklarını, Adana 5. Aile Mahkemesinin 2009/1002 Esas sayılı ilamı ile boşanma kararının tenfizine karar verildiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde 4 adet dükkanın olduğunu ve davalı … tarafından kiraya verildiğini ancak davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle dava konusu taşınmazdaki ortaklığın giderilmesine ve 5 yıllık kira bedeli olan 8.000 TL’nin ecrimisil bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmaz üzerindeki dükkanların kiraya verildiğini ve bu kira bedellerinin davacının İş Bankası hesabına yatırıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davaya Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından bakılması gerektiğinden görevsizlik kararı verildiği, Adana 4. Sulh hukuk Mahkemesi 2010/937 Esas ve 2011/1276 Karar sayılı karar ile ecrimisile yönelik talep tefrik edilerek görevsizlik kararı vermiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21.9.2012 tarihli ve 2012/656 Esas, 2012/9831 Karar sayılı kararıyla Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; … aleyhine açılan ecrimisil davasının Yüreğir Belediyesinin her hangi bir müdahalesi olmadığından reddine, davalı … aleyhine açılan ecrimisil davasının intifadan men koşulu gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil talebine ilişkindir.
1. Davacı vekilinin Yüreğir Belediyesine yönelik ecrimisil davasının reddine ilişkin itirazları incelendiğinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Somut olayda; her ne kadar mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı … aleyhine açılan davanın intifadan men şartı gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiş ise de davalı cevap dilekçesinde dava konusu taşınmaz üzerindeki dükkanları kiraya verdiğini beyan ettiğinden artık intifadan men koşulu aranmaz. Davalı … davacının payını İş Bankası hesabına yatırdığını beyan ettiğinden yapılan ödemelere ait dekontlar getirtilerek ödeme var ise mahsup edilmek suretiyle davacı lehine ecrimisil bedeline hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde intifadan men şartının istisnaları gözönünde bulundurulmadan eksik araştırma ve hukuki olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmen bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.