Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2021/3890 E. 2021/11056 K. 29.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3890
KARAR NO : 2021/11056
KARAR TARİHİ : 29.06.2021

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : … 32. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : ALACAK

İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 3. İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15/06/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına vekili Avukat … ile karşı taraf adına vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde 13.08.1990-12.07.2016 tarihleri arasında çalıştığını, davalının Makedonya-Üsküp’te banka satın aldığını ve davacının 2011 Aralık ayında satın alınan bankaya icra kurulu başkanı olarak atandığını, son aylık maaşının net 34.218,194 TL olduğunu, 03.06.2016 tarihinde Makedonya’daki görevi sona eren müvekkilinin 16.06.2016 tarihinde şube müdürlüğü statüsünde atandığını, haziran ayı maaşının ikramiye dahil 10.643,31 TL yatırılması üzerine müvekkilinin davalıya dilekçe göndererek maaşının düşürülmesine muvafakat etmediğini ve ücret farkının ödenmesini talep ettiğini, davalı banka tarafından yapılan bu uygulamanın İş Kanunu 22’nci maddesine ters olduğunu, 2016 yılı Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin ücretlerin düşürülerek ödendiğini ve müvekkilinin iş sözleşmesini 12.07.2016 tarihinde emeklilik sebebiyle feshettiğini, davalı banka tarafından müvekkiline yapılan yıllık izin ücreti ve kıdem tazminatı ödemelerinin hem süre olarak hem de hesaplamaya alınan ücret olarak eksik olduğunu beyanla fark yıllık izin ücreti ile 2016 yılı Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin fark ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının dava dışı … Bank A.D. Skopje’de geçici olarak görevlendirildiğini ve unvanının İcra Kurulu Başkanı olarak belirlendiğini, bu kapsamda 30.11.2011 tarihinde müvekkili ile davacı arasında yurtdışı ortaklıklarda geçici görevlendirilecek personele ilişkin ek sözleşme imzalandığını, davacının geçici görevlendirilmesinin 03.06.2016 tarihinde son bulduğunu, davacının Makedonya görevinin sonlanmasına müteakip şube müdürlerinin genel ve olağan tayinlerinin yapıldığı yaz döneminde durumuna uygun bir göreve ataması yapılana kadar mağduriyet yaşamaması için 16.06.2016 tarihi itibari ile genel müdürlük emrinde şube müdürü unvanı ile Kobi-Pazarlama-3 Daire Başkanlığında görevlendirildiğini, ücretinin ise yeni göreve atanana kadar şube müdürü ücreti emsal alınarak 11.585,00 TL şeklinde tespit edildiğini, Makedonya’da yürütülen görevine bağlı olarak tespit edilen yurt dışı ücretin Türkiye’de görevinde devam edemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulübe karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2.maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Gerekçe:
1-Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan yönleri usul ve kanuna uygun görülmüştür.
2-4857 sayılı İş Kanunu’nun 32’nci maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı davacının fesih tarihindeki gerçek ücreti saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı muvafakatı olmaksızın yapılan ücret indirimi öncesi aylık net 10.183,38 Avro ücret aldığını iddia etmiş, davalı taraf ise davacının ücret iddiasını kabul etmemiştir.İlk Derece Mahkemesince; incelenen Sosyal Güvenlik Kurumu ve özlük kayıtları, bilirkişi kök ve ek raporları, idari ve mali kurumların cevabi yazıları gerekçe gösterilerek davacının en son net ücretinin 10.133,93 Avro olduğu kabul edilmiştir.Bu karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında verilen kararda; davacının Makedonya’da bulunan … Bank A.D.Skopje İcra Kurulu üyesi ve Başkanı olarak icrai yetkileri olacak şekilde temsil ve ilzama yetkili kişi-organ sıfatı ile 01.12.2011-03.06.2016 tarihleri arasında görevlendirildiği, görevlendirilen dönemde davacı ile davalı banka arasında işçi ve işveren sıfatı aynı kişide birleşemeyeceğinden iş ilişkisinin bulunmadığı, bu dönemde davacı ile davalı Banka arasında vekalet ilişkisi olduğu, görevlendirilen dönemde davacıya yapılan ödemelerin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ücret olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davacının ücretinin fesih tarihindeki ücret bordrosuna göre brüt 11.585,00 TL olduğu kabul edilmiş ise de verilen karar dosya içeriği ile örtüşmemektedir.
Şöyle ki Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında verilen kararda, yurt dışında görevlendirildiği dönemde davacıya davalı Banka tarafından yapılan ödemelerin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ücret olarak değerlendirilemeyeceği kabulü isabetli ise de dava konusu alacaklara esas alınacak ücretin tespiti hususunda mahkemece, yurt dışına görevlendirilmeden önce davacının meslek unvanı, işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, ve fiilen yaptığı iş gözetilerek ücretin ne olabileceği araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, kararın bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
3-4857 sayılı İş Kanunu’nun 54’nci maddesinin iki ve üçüncü fıkralarında; yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli bir yıllık süre içinde Kanunun 55’inci maddesinde sayılan haller dışındaki sebeplerle işçinin devamının kesilmesi halinde bu boşlukları karşılayacak kadar hizmet süresi ekleneceği ve bu suretle işçinin izin hakkını elde etmesi için gereken bir yıllık hizmet süresinin bitiş tarihi gelecek hizmet yılına aktarılacağı, işçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık hizmet süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek hizmet yılına doğru ve birinci fıkra ile 55’inci madde hükümleri gereğince hesaplanacağı düzenlenmiştir.
Yıllık ücretli izin alacağına esas sürenin hesaplanmasında, çalışılan ve İş Kanununa göre çalışılmış sayılan sürelerin toplamı esas alınmalıdır. Çalışılmayan veya kanun gereği çalışılmış sayılmayan süreler, örneğin işçinin iş sözleşmesinin askıda olduğu süreler, kıdem süresinden sayılmamalıdır. Bu anlamda ücretsiz izinde geçen süreler dikkate alınmaz. Zira kanunda bu durumlar çalışılmış sayılan günler içinde yer almamıştır.
Somut olayda, yıllık ücretli izin hesabına esas alınan çalışma süresinin belirlenmesinde davacının 1994 yılında 1 ay ücretsiz izin kullandığı ve 1995 yılında 8 ay süre ile askerlik nedeniyle ücretsiz izinli olduğu belirtilen dönemlerin gözetilmediği anlaşılmış olup davacının çalışmadığı bu süreler yukarıda işaret edildiği şekilde dışlanarak davacının yıllık ücretli izin hakkı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, davacı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.