Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2021/6059 E. 2021/11176 K. 30.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6059
KARAR NO : 2021/11176
KARAR TARİHİ : 30.06.2021

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : … 24. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : ALACAK

İLK DERECE MAHKEMESİ : … 34. İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı şirkete ait Arnavutluk’taki otoyol şantiyesinde topoğraf olarak 01/05/2008 tarihinde çalışmaya başladığını, 08/09/2010 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, son net 2.000 Euro fix ücret aldığını, ayrıca üç öğün yemek ve barınmanın davalı yanca karşılandığını, davacının her gün 07:00-19:00 saatleri arası çalıştığını, iş bitimi nedeni ile iş sözleşmesine son verildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının yurt dışı şantiyelerinde 27/11/2007-24/03/2009 ve 10/09/2009-08/09/2010 tarihleri arasında Arnavutluk projesinde topoğraf olarak çalıştığını, çalışmaların sürekli olmayıp belirli dönemleri kapsadığını, davacıya son görev yaptığı dönem için 1.025,00 Euro ihbar tazminatı ödendiğini, davacının son saat ücretinin 6,59 Euro olduğunu, davacının ücretinini hiçbir zaman 2.000,00 Euro’ya ulaşmadığını, davacının ücretinin banka hesabına yatırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiği, bu durumda davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı, davalı tarafından yapılan ihbar tazminatı ödemesinin mahsubu gerektiği, davalının yıllık izinlerin kullandırıldığını kanıtlayamadığı, çalışma süresi dikkate alındığında davacının 28 gün hak ettiği yıllık izin süresinin bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının haftalık 18 saat fazla çalışmasının bulunduğu, ayda iki kez hafta tatil gününde çalıştığı, dini bayramların birinci günü dışındaki günlerde çalıştığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuş, Dairemizin 05/03/2020 tarihli ve 2019/3394 esas, 2020/3739 karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına ve dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.4 maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamından sonra verilen Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Gerekçe:
Davacı Temyizi Yönünden Yapılan İnceleme Sonucunda;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-(a) maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir.
Dosya içeriğine göre, davacı aleyhine reddedilen ve temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihindeki Merkez Bankası dolar efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi ile hesaplanan toplam miktar 32.399,26 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL kapsamında kaldığından davacının temyiz isteminin, 6100 sayılı Kanun’un 362/1-(a), 366. ve 352. maddeleri uyarınca REDDİNE,
Davalı Temyizi Yönünden Yapılan İnceleme Sonucunda;
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında ihbar tazminatı hesabı noktasında uyuşmazlık söz konusudur.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın ve usulüne uygun bildirim süre tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı iş Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerinde yazılı olan sebeplere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar süresi tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren cevap dilekçesinde fesih sırasında davacıya 1.025,00 Euro ihbar tazminatı ödendiğini savunmuştur. Dosyada mevcut 08/09/2010 tarihli fesih yazısının altına ihbar ödemesi olarak 1.025,00 Euro ek kazancın 2010/Eylül ayı bordrosuna yansıtıldığı notunun düşüldüğü, imza içermeyen 2010/Eylül ayı bordrosunda çalışılan 8 günlük ücretin üzerinde bir tahakkuk yapılarak davacının banka hesabına 15/10/2010 tarihinde 1.547,00 Euro ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacıya ödendiği anlaşılan 1.025,00 Euro ihbar tazminatının hesaplama sırasında mahsup edilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafından ihbar tazminatı ödemesi yapıldığına ilişkin delil bulunmadığı gerekçesi ile mahsup yapılmaksızın ihbar tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır.
3- Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ile genel tatil ücreti hesaplarının doğru yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriğine göre, davacının imzasını içermeyen aylık ücret bordrolarında saat ücreti ile temel ücret hesabı dışında fazla mesai, hafta tatili ile genel tatil ücreti gibi tahakkuklara yer verilerek davacının banka hesabına yatan tutar ile uyumlu bir tahakkuka gidilmiştir. Davalı işveren işçinin imzasını içermeyen ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan bordrolarla temel ücreti bölmek suretiyle diğer işçilik alacaklarının da ödendiği şeklinde bir uygulama geliştirmiştir. İşçinin banka hesabına yapılan ödemelerde maaş açıklaması dışında başka bir bilgiye yer verilmemiştir. Davacının yaptığı iş, kıdemi, bordro içerikleri ve tanık beyanları gözetilerek davacı işçinin aylık temel ücretinin net 2.000 Euro olarak kabul edilmesi yerinde olmakla birlikte, imzasız bordrolarda aylık temel ücretin üzerinde ödeme bulunan aylar yönünden işverence yapılan ödeme miktarlarının o dönem muaccel olan fazla mesai ve tatil alacaklarından mahsup edilmesi gerektiği gözden kaçırılarak karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 30.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.