Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/3981 E. 2012/10075 K. 08.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3981
KARAR NO : 2012/10075
KARAR TARİHİ : 08.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

Gülsüm … ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İspir Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 27.04.2011 gün ve 112/103 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, … …’a ait iken 22.04.1985 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile kendisine hibe edilen 2 adet taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda davalı … adına 220 ada 164 ve 166 parsel sayısı ile tespit ve tapuya tescil edildiğini açıklayarak, davalı üzerindeki tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı 02.07.2010 tarihli dilekçesi ile; babası … …’ın bakıma muhtaç olmadığını, 1985 tarihli senedi kabul etmediğini, babasının davacıya 219 ada 17 parseli devretmiş olduğunu ve davacının dava konusu taşınmazlarda herhangi bir hakkı bulunmadığını bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu 220 ada 166 ve 164 parsel sayılı taşınmazların 06.06.2008 tarihinde senetsizden davalı … adına ceddinden intikalen ve taksimen 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulunduğundan tespit edildiği ve tutanakların itirazsız olarak 22.02.2008’de kesinleşmesiyle davalı adına tapuya tescil edildiği saptanmıştır. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte dinlenen davacı tanıkları davacının dayanmış olduğu 22.04.1985 tarihli harici senedin imzacı tanıkları olup, senedin önceki malik … … tarafından düzenlendiğini bildirmiş, ancak sözleşmenin dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığını ve taşınmazların sözleşmenin düzenlenmesinden sonra davacıya teslim edilip edilmediğini ve kim tarafından hangi nedenle kullanıldığını açıklamamışlardır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar …nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmalı, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenmeli, davacının dayanmış olduğu satış sözleşmesi tanık ve yerel bilirkişiler vasıtası ile zemine uygulanarak dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmalı, sözleşmenin taşınmazları kapsadığı tespit edilirse tanık ve yerel bilirkişilerden sözleşmenin düzenlendiği 22.04.1985 tarihinden sonra taşınmazın kimin kullanımında bulunduğu, … …’ın sözleşme tarihinden sonra taşınmazı kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise hangi nedenle kullandığı sorularak zilyetliğin davacıya devredilip devredilmediği netleştirilmeli, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde …nun 261. maddesince çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı …nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 08.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.