YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6841
KARAR NO : 2021/1851
KARAR TARİHİ : 18.02.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-Katılan … vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen suçun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan Maliye Bakanlığının davaya katılmasına ilişkin verilen karar hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, katılan vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
II-O yer Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun oluşabilmesi için failin, alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini, yurt dışına çıkarması veya gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutması gerektiği; somut olayda açılan davada öncül suçun ne olduğunun tespit edilerek belirtilmediği gibi, sanık hakkında öncül suç niteliğindeki bir suçtan dava açıldığına dair bir durumdan da bahsedilmediği, iddianamede bankada yapılan son işlem tarihinin 09.01.2007 olduğunun; dosya kapsamında bulunan MASAK raporunda ise … 3. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısında sanığın 09.01.2007 tarihinde 1048/43 ada/parsel numaralı asma katlı depolu mağazayı satın aldığının bildirildiğinin belirtilmesi karşısında, davaya konu suç tarihinin 09.01.2007 olduğu, sanığa atılı bulunan suçun suç tarihinden önce 4208 sayılı Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun 7. maddesinde düzenlendiği, yine aynı Kanunun 8. maddesinde bu suça ilişkin kovuşturma zamanaşımının 10 yıl olarak belirlendiği, anılan maddede 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanunun 16. maddesi ile yapılan değişiklik üzerine kovuşturma zamanaşımı süresinin 15 yıla çıkartıldığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçuna, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 282. maddesinde yer verilmesi üzerine 18.10.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanunun 26. maddesi ile 4208 sayılı Kanunun 7 ve 8. maddelerinin yürürlükten kaldırıldığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun düzenlendiği TCK’nın 282. maddesinin, 26.06.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değiştirilmeden önceki ilk halinde; “cezanın üst haddinin 5 yıl” olarak düzenlendiği ve TCK 66/1. maddesi uyarınca 8 yıllık olağan ve TCK’nın 67. maddelerinde belirlenen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu, tüm bu yasal düzenlemelerin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu zamanaşımı bakımından, TCK’nın 282. maddesinin 26.06.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değiştirilmeden önceki ilk halinin sanık lehine olduğunun anlaşılması karşısında anılan Kanunun 66/1-e ve 67. maddelerinde belirlenen dava zamanaşımının suç tarihi ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla hükmün BOZULMASINA, CMUK’nın 322. maddesine istinaden sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 18.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.