YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6382
KARAR NO : 2012/19945
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-) Hükümlü … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Hükümlü … hakkında kurulan Fethiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2006 gün ve 2004/264 Esas 2006/348 Karar sayılı önceki hükmünün temyiz edilmediğinden kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan …’e ilişkin ilk hükmün, adı geçen sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından bozma kararı verilmesi üzerine, mahkemece yeniden yargılama yapılıp, hükmü temyiz etmeyen hükümlü …’in de hükme dahil edilerek 14.06.2011 günlü kararın verildiği anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle; hükümlü … hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nun 317. maddesi uyarınca, tebliğbameye uygun olarak REDDİNE;
II-) Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun takibinin şikayete bağlı olması ve müştekinin de şikayetinden vazgeçmesi sebebiyle mala zarar verme suçu bakımından kovuşturma yürütülemeyeceğinden tebliğnamede bozma isteyen bu düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanığın eyleminin 142/1-b. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanında aynı Yasanın 116/2. 119/1-c maddesinde tanımlanan işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu ve bu suçun uzlaşmaya tabi olduğu gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522(hafif) maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 116/2, 119/1-c maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
2-Sanık hakkında iddianame ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinden kamu davası açıldığı halde bozmanın sanık lehine olduğundan söz edilmek suretiyle 5237 sayılı TCK açısından işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan karar kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 27/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.