Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2020/8305 E. 2021/10880 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8305
KARAR NO : 2021/10880
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini davasının reddine dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçelerle istenilmiş; davacılar vekili de temyiz dilekçesinde duruşma isteminde bulunmuş olmakla, duruşma için belirlenen 05/10/2021 günü temyiz eden taraf vekillerinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, sözlü açıklamaları da dinlendikten ve dosyadaki kağıtlar okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
– K A R A R –

Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt belgelere kararın dayandığı gerekçelere,Seferihisar Kadastro Mahkemesinin 1989/8-1991/29 sayılı dosyasında, Hazine tarafından davacılar mirasçıları aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davası sonucunda, 1954 yılında görülen yüzölçüm artırılması davasında Hazinenin taraf olmadığı, kök tapunun 50.545 m2 iken 571.396 m2 ye yükseltildiği, sınırda orman bulunması nedeniyle kayıt miktar fazlasının Hazineye ait olduğu belirlenerek davacıların dayandığı Haziran 1971 tarih 2 numaralı tapu kaydının, artırılan yüzölçümü kadar bölümünün iptaline karar verildildiği ve hükmün Yargıtay 16. Hukuk Dairesince onanarak 18/06/1992 tarihinde kesinleştiği, mülkiyetin bu tarihte kaybedildiği, tazminat davasının ise 08/08/2014 tarihinde açıldığı, Anayasa Mahkemesi’nin 25.07.2017 tarihli 2014/6673 kararı gereği, 18/11/2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan eldeki dava yönünden, 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi kapsamında dava açılabilmesi imkanı yönünden Anayasa Mahkemesinin belirtilen hak ihlali kararı nazara alındığında, Yargıtay HGK’nun 18/11/2009 tarihli kararından yaklaşık 4 yıl 11 ay sonra, 08.08.2014 tarihinde açıldığı ve 18/11/2009 tarihinden itibaren oluşan iç hukuk yolu itibariyle, eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı anlaşıldığından, uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin olduğundan usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davacıdan peşin alınan temyiz ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 05/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.