Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5203 E. 2021/5166 K. 17.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5203
KARAR NO : 2021/5166
KARAR TARİHİ : 17.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.03.2018 tarih ve 2015/216 E- 2018/207 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.12.2019 tarih ve 2018/1843 E- 2019/1602 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı bankaya ait dört farklı kredi kartını kullandığını, yaptığı kontrollerde davacıya ait olmayan işlemler ile davacının kredi kartlarından para aktarımı yapıldığını fark ettiğini, davalının şubesine başvurduğunda bu harcamaların davacı hesabına iade edildiğini, daha sonra ise kredi kartlarından davacının yine aynı miktarlarda borçlandırıldığını, davacının davalı bankanın şubesine görüşmeye gittiğinde ise davacı hakkında cebri icraya başlanılacağı baskısıyla davacıya istemeden yapılandırma sözleşmesi imzalatıldığını ileri sürerek, davalıya kredi kartları nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile borç yapılandırma sözleşmesi nedeniyle oluşan davacı zararının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu işlemlerin davacının bilgisi dahilinde olduğu zira bu harcamaların yapıldığı sanal kartların, davacının şifresi ile girebiliceği ve kendisinin oluşturduğu kartlar ile yapıldığını, davacıya yapılan iadenin davacının bilgisi dışında yapılan işlem itirazı nedeniyle, incelemenin devam ettiği sırada, geçici olarak iade yapıldığı bilgisinin davacıya verilerek yapıldığını, yapılan işlemlerin davacı bilgisinde yapıldığının tespiti üzerine yapılan iadenin kartlara borç kaydedildiğini, davacının kendi harcamalarının icrai takibe düşmemesi için yapılandırma sözleşmesi yaparak banka alacağını taksitlendirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada davaya konu edilen işlemlerin, sanal kart kullanılarak yapılabilen bir işlem olduğu, sanal kartın kullanılabilmesi için gerekli güvenlik adımlarının bulunduğu, uluslararası kartlı ödeme sistemleri genel kuralları çerçevesinde davalı bankaya kusur atfedilemeyeceği, banka tarafından yapılan chargeback işleminin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davacının dava dışı “Facebook” firmasından hizmet alınmadığı halde anılan dönemde anılan firmaya yapılan otomatik ödemelerin usulsüz olduğunun iddia edildiği, digital ortamda Facebook ile yapılan reklam anlaşmasının gereği olarak kredi kartı bilgilerinin verilerek otomatik ödeme işlemine muvafakat verildiğinin beyan edildiği, dava konusu işlemlere karşı yapılan itirazın chargeback usulüne uygun olarak davalı bankaca sonuçlandırıldığı ve nihayetinde dava konusu borca ilişkin olarak taraflar arasında borç yapılandırma sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmenin baskı altında imzalatıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.