Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/10186 E. 2021/12979 K. 04.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10186
KARAR NO : 2021/12979
KARAR TARİHİ : 04.10.2021

(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)

Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a ve 62. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Gümüşhacıköy Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2016 tarihli ve 2015/283 Esas, 2016/126 Karar sayılı kararının 18.01.2017 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 26.10.2017 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a ve 62. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Gümüşhacıköy Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2018/153 Esas, 2018/201 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 29.04.2021 tarihli ve 2021/2853 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2021 tarihli ve 2021/64861 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’u uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2019/486 Esas, 2019/1821 Karar sayılı ilâmında “…suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilk kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı…” şeklinde belirtildiği,
Bu açıklamalar ışığında, somut olayda, sanığın yokluğunda verilen Gümüşhacıköy Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 18.01.2017 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, anılan kararın tebliği için, sanığın yakalama üzerine alınan savunmasında belirtmiş olduğu bilinen ve aynı zamanda mernis adresi olan “Artıkabat Mah. Ulusoy Sk. No:5 Gümüşhacıköy Amasya” adresine, öncelikle 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine uyarınca tebligat yapılarak, yapılan tebligatın iade edilmesi halinde, bu sefer anılan Kanun’un 21/2. maddesine gereğince tebliğ edilmesi yerine, doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince mernis adresine yapılan tebliğ işleminin geçerli sayılamayacağı, bu itibarla sanığa tebliğ işleminin geçersiz olması karşısında; esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

Sanık hakkında denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın tabi olacağı beş yıl süreyle denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlar.
Dosya kapsamına göre; sanığın yokluğunda tefhim edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar, sanığın savunması alınırken bildirdiği ve aynı zamanda mernis adresi olan bilinen son adresi “…. Amasya” adresi yerine başka bir adrese “mernis adresi” şerhi de yazılmak suretiyle Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Tebligatın usulsüz olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmemiş ve denetim süresi de başlamamıştır. Böylece, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2018/153 Esas, 2018/201 Karar sayılı kararının
5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.