YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6623
KARAR NO : 2021/8392
KARAR TARİHİ : 05.10.2021
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’ın beraatine dair … 5. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2019 tarihli ve 2018/644 esas, 2019/341 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 6. İcra Ceza Mahkemesinin 18/04/2019 tarihli ve 2019/147 değişik … sayılı kararını müteakip, müşteki vekili tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin Mahkemesince tensip ile kabulüne karar verilmesi akabinde, … 5. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2019 tarihli ve 2018/644 esas, 2019/341 sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340/1. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair … 5. İcra Ceza Mahkemesinin 22/11/2019 tarihli ve 2019/774 esas, 2019/1169 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 6. İcra Ceza Mahkemesinin 07/01/2020 tarihli ve 2019/297 değişik … sayılı kararı aleyhine … Bakanlığı’nın 06/05/2021 gün ve 94660652-105-07-10999-2019-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/06/2021 gün ve KYB- 2021/67373 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
1)… 6. İcra Ceza Mahkemesinin 18/04/2019 tarihli ve 2019/147 değişik … sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre; … 5. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2019 tarihli ve 2018/644 esas, 2019/341 sayılı kararında “…6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 583/1. maddesinde yer alan “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” şeklindeki hüküm dikkate alındığında, 26/06/2018 tarihli tutanak, 27/06/2018 tarihli dilekçe ve aynı tarihli taahhütname birlikte değerlendirildiği, anılan yasal düzenlemeye ve Yargıtay kararına uygun geçerli bir kefalet söz konusu olmaması karşısında, sanığın icra kefilliğinin ve icra kefalet sözleşmesine dayanılarak verilen taahhüdün geçersiz olduğu kabul edilerek, borçlu sanığın beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde gerekçeyle, ortada geçerli bir kefalet bulunmadığından bahisle ödeme şartını ihlal suçundan sanığın beraatine karar verilmiş ise de; sanığın … 6. İcra Ceza Mahkemesince 13/02/2019 tarihinde talimatla alınan savunmasında borcu üstlendiğine ilişkin imzası, kefil olduğu miktar, kefalet tarihi ile borcu üstlendiğine ilişkin ibarenin kendisi tarafından yazılmadığına ilişkin bir inkarının olmadığı, dosya içerisinde bulunan 26/06/2018 tarihli taciz tutanağında; sanık …
Alkazan’ın borcu üstlendiğine ilişkin imzası, kefil olduğu miktar, kefalet tarihi ile borcu üstlendiğine ilişkin ibarenin kendi el yazısı ile yazıldığının haciz tutanağında icra memuru tarafından belirtilmesi ile de sabit olması karşısında sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340/1. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde,
2)… 6. İcra Ceza Mahkemesinin 07/01/2020 tarihli ve 2019/297 değişik … sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Müşteki vekili tarafından, dosya içerisinde bulunan 26/06/2018 tarihli taciz tutanağında; sanık …’ın borcu üstlendiğine ilişkin imzası, kefil olduğu miktar, kefalet tarihi ile borcu üstlendiğine ilişkin ibarenin kendi el yazısı ile yazıldığının ve bu durumun haciz tutanağında icra memuru tarafından belirtildiğinden bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, Mahkemesince tensip ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilerek, yapılan yargılama sonunda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 314/1. maddesinde yer alan “Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür…c)Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa” hükmü uyarınca … 5. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2019 tarihli ve 2018/644 esas, 2019/341 sayılı kararının ortadan kaldırılmasına ve sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340/1. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için “yeni” olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır.” şeklindeki açıklamalara nazaran, 26/06/2018 tarihli haciz tutanağında, sanığın borcu üstlendiğine ilişkin imzası, kefil olduğu miktar, kefalet tarihi ile borcu üstlendiğine ilişkin ibarenin kendi el yazısı ile yazılıp yazılmadığı husununun Mahkemece değerlendirilip sanık tarafından yazılmadığı kanaatine varılması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi akabinde, önceden değerlendirilmiş delilin anılan husususların sanık tarafından yazıldığının sanığın savunmasında ikrar edilmiş olmasının yargılamanın yenilenmesi nedeni olamayacağı, bu bağlamda yargılamanın yenilenmesinin önceden bilinmeyen sonradan ortaya çıkan deliller bakımından söz konusu olabileceği ve bu hususun Mahkemesince değerlendirilmemiş olması gerektiği, zaten dosyada mevcut ve değerlendirilmiş bir delil bakımından yargılamanın yenilenmesinin söz konusu olamayacağı cihetle, yargılamanın yenilenmesi talebine konu olan sanık tarafından borcu üstlendiğine ilişkin imzası, kefil olduğu miktar, kefalet tarihi ile borcu üstlendiğine ilişkin ibarenin kendi el yazısı ile yazıldığı hususunun sanık tarafından ikrar edilmesinin yargılamanın yenilenmesi teşkil etmeyeceği, bu nedenle merciince itirazın
kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Kanun yararına bozma isteminin (2) no’lu nedeni yönünden (… 6. İcra Ceza Mahkemesinin 07/01/2020 tarihli ve 2019/297 değişik … sayılı kararı) yapılan incelemede;
Müşteki vekili tarafından, dosya içerisinde bulunan 26/06/2018 tarihli taciz tutanağında; sanık …’ın borcu üstlendiğine ilişkin imzası, kefil olduğu miktar, kefalet tarihi ile borcu üstlendiğine ilişkin ibarenin kendi el yazısı ile yazıldığının ve bu durumun haciz tutanağında icra memuru tarafından belirtildiğinden bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, Mahkemesince tensip ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilerek, yapılan yargılama sonunda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 314/1. maddesinde yer alan “Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür…c)Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa” hükmü uyarınca … 5. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2019 tarihli ve 2018/644 esas, 2019/341 sayılı kararının ortadan kaldırılmasına ve sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340/1. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için “yeni” olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır.” şeklindeki açıklamalara nazaran, 26/06/2018 tarihli haciz tutanağında, sanığın borcu üstlendiğine ilişkin imzası, kefil olduğu miktar, kefalet tarihi ile borcu üstlendiğine ilişkin ibarenin kendi el yazısı ile yazılıp yazılmadığı husununun Mahkemece değerlendirilip sanık tarafından yazılmadığı kanaatine varılması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi akabinde, önceden değerlendirilmiş delilin anılan husususların sanık tarafından yazıldığının sanığın savunmasında ikrar edilmiş olmasının yargılamanın yenilenmesi nedeni olamayacağı, bu bağlamda yargılamanın yenilenmesinin önceden bilinmeyen sonradan ortaya çıkan deliller bakımından söz konusu olabileceği ve bu hususun Mahkemesince değerlendirilmemiş olması gerektiği, zaten dosyada mevcut ve değerlendirilmiş bir delil bakımından yargılamanın yenilenmesinin söz konusu olamayacağı cihetle, yargılamanın yenilenmesi talebine konu olan sanık tarafından borcu üstlendiğine ilişkin imzası, kefil olduğu miktar, kefalet tarihi ile borcu üstlendiğine ilişkin ibarenin kendi el yazısı ile yazıldığı hususunun sanık tarafından ikrar edilmesinin yargılamanın yenilenmesi teşkil etmeyeceği,
5271 sayılı CMK’nın 311/1. Maddesi gereğince kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava ancak maddede tahdidi olarak yazılı hallerde ve ancak hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla görülebilir.Yasada belirtilen haller tahdidi olarak düzenlendiğinden mahkeme tarafından tahdidi olarak sayılan bu hallerin genişletilmesi mümkün değildir.Açıklanan nedenlerle itiraz merciince itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olup,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğinin 2 nolu nedeni yerinde görüldüğünden … 6. İcra Ceza Mahkemesinin 07/01/2020 tarihli ve 2019/297 değişik … sayılı kararının CMK’nın 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak sanık hakkında tazyik hapsi infaz edilmekte ise salıverilmesine;
2-Kanun yararına bozma isteminin (1) no’lu nedeni yönünden (… 6. İcra Ceza Mahkemesinin 18/04/2019 tarihli ve 2019/147 değişik … sayılı kararı) yapılan incelemede; … bu kararın 1 nolu bendinde … 6. İcra Ceza Mahkemesinin 07/01/2020 tarihli ve 2019/297 değişik … sayılı kararının kanun yararına bozulmuş olduğu anlaşıldığından, bu yönden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 05/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.