Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1912 E. 2021/4223 K. 06.07.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1912
KARAR NO : 2021/4223
KARAR TARİHİ : 06.07.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili; davalı …’in borcunu ödememesi nedeniyle hakkında başlatılan icra takibinin sonuçsız kaldığını, borçlunun diğer davalılara alacaklıdan mal kaçırmak için taşınmazlarını devrettiğni belirterek tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuş, dahili davalı … 15.11.2013 tarihli dilekçe ile davayı kabul etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile davalı … ile … arasında dava konusu Sakarya İli Karasu İlçesi Denizköy Mevkii … parsel sayılı taşınmazın …/9600 payına ilişkin 23/01/2008 tarih ve 4331 yevmiye sayılı satışla ilgili ve Dikili İlçesi … Köyü … Mevkii … parsel 6 nolu bağımsız bölümle ilgili tasarrufun iptaline, ancak davalı …’in taşınmazı 10/02/2012 tarih ve 1104 yevmiye ile 3. Kişilere satmış olması sebebiyle Dikili İcra Müdürlüğü’nün 2007/742 Esas sayılı dosyası ile takip konusu alacak ve ferilerinin ulaştığı miktar ile sınırlı kalmak kaydı ile davalı …’in mal varlığı üzerinden alacağını tahsil etmesi için davacıya hak ve yetki tanınmasına, … parsel 5 nolu bağımsız bölüm yönünden davanın reddine,dahili davalı …’nun aleyhine açılan davayı kabulü nedeniyle davanın kabulü ile davalılar … ve … arasında dava konusu Dikili İlçesi Çandarlı Köyü … Mevkii … ada … ve … parsel sayılı taşınmazların satışına ilişkin tasarrufun iptaline, ancak davalı …’nun 10/02/2012 tarih ve 1104 yevmiye ile 3. Kişilere satmış olması sebebiyle Dikili İcra Müdürlüğü’nün 2007/742 Esas sayılı dosyası ile takip konusu alacak ve ferilerinin ulaştığı miktar ile sınırlı kalmak kaydı ile davalı …’nun mal varlığı üzerinden alacağını tahsil etmesi için davacıya hak ve yetki tanınmasına, dahili davalı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili ve katılma yoluyla davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, ayrıca ticari işletmenin veya işyerindeki ticari emtianın tamamının ve mühim bir kısmının devri halinde de tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda davacının Dikili İcra Müdürlüğü’nün 2007/742 sayılı kambiyo takibine ilişkin dosyanın 17.07.2007 tanzim tarihleri olan 10.000,00 er TL bedelli üç adet bonodan kaynaklı olduğu, dosyanın 30.845,80,00 TL tutarındaki alacak yönünden takibe konulduğu anlaşılmaktadır. İptali istenen taşınmazlardan; İzmir İli, Dikili İlçesi, Çandarlı Köyü, … Mah … parsel 6 nolu bağımsız bölüme yönelik tasarrufun 13.02.2007 tarihinde yapıldığı, İzmir İli, Dikili İlçesi, Çandarlı Konuç mevkii, … ve … parsel sayılı taşınmazlara yönelik tasarrufların ise 16.02.2007 tarihinde yapıldığı yani söz konusu tasarrufların bu borçtan önce yapıldığı görülmektedir.
Ancak uygulamada alacak-borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı bonoların ve ilamsız takibe konu alacağın tanzim tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmeli, gerekirse davacı alacaklı ile borçlu isticvap edilerek senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişki sorulmalı, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır.
O halde mahkemece, davacı vekiline Dikili İcra Müdürlüğü’nün 2007/742 sayılı takibin konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması, davacı ve davalı borçlunun varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerektiğinde davacı ve borçlunun isticvabı ile borcun doğumunun tespiti; daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip yasal maddeleri açıklanan iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Aksi durumun tespiti halinde ise İzmir İli, Dikili İlçesi, Çandarlı Köyü, …. Mah … parsel 6 nolu bağımsız bölüm ile İzmir İli,Dikili İlçesi, Çandarlı … mevkii, … ve …
parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tasarruflar yönünden ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Tapu kayıtlarının incelenmesinde; İzmir İli, Dikili İlçesi, Çandarlı Köyü, … Mah … parsel 5 nolu bağımsız bölümün davalı borçlu … tarafından 01.11.2007 tarihinde …’e satışının yapıldığı görülmektedir. Mahkemece söz konusu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davacı tarafça 3. kişi Ulviye’nin davalı borçlu …’ın hayat arkadaşı olduğu belirtilmiş, emlak işi ile uğraşan davalı … tarafından da davalı borçlu ile aralarında sonradan bir ilişki olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve hukuki olgulara göre İİK.nın 280. maddesi kapsamında 3. kişi Ulviye’nin, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının bilindiği veya bilinmesini gerektiren kişilerden olmasına göre İzmir İli, Dikili İlçesi, Çandarlı Köyü, … Mah … parsel 5 nolu bağımsız bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
3- Tapu kayıtlarının incelenmesinde; Sakarya İli, Karasu İlçesi, Denizköy Köyü, … … Mevkiindeki … nolu parsel sayılı taşınmazın 480/9600 hissesinin davalı borçlu … tarafından 23.01.2008 tarihinde davalı …’e satışının yapıldığı, 11/02/2012 tarih ve 1104 yevmiye no ile ilgili taşınmazın davalı … tarafından dava dışı 4. kişiye satıldığı görülmektedir.
Bu durumda mahkemece, İİK’nın 283.maddesi gereğince davalı 3. kişi Ulviye’nin taşınmazı elden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekirken miktar belirtilmeksizin hüküm kurulması isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
4- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazları ile davalı …’nun temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazları ile davalı …’nun temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, (1) (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davacı ile davalı …’na geri verilmesine, 06/07/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.