YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12811
KARAR NO : 2021/16003
KARAR TARİHİ : 05.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I) Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminini incelenmesinde;
11/06/2015 tarihli tutanak içeriğine göre; mağdura ait ikametten çalınan eşyalardan birkısmının kolluk görevlilerince sanıkların yakalanması üzerine ele geçirildiği, mağdurun kalan zararının ise soruşturma aşamasında sanıkların aileleri tarafından karşılandığı somut olayda; çalınan malzemelerden birkısmının kolluk tarafından bulunması sebebiyle 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesi kapsamında sanıklar tarafından gerçekleştirilmiş tam bir iade veya tazmin olmadığının anlaşılması karşısında; gerçekleşen kısmî iade nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunup bulunmadığı mağdurdan sorulup sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 168/1-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II) Sanık … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali, sanık … hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 11/06/2015 tarihli tutanak içeriğine göre; mağdura ait ikametten çalınan eşyalardan birkısmının kolluk görevlilerince sanıkların yakalanması üzerine ele geçirildiği, mağdurun kalan zararının ise soruşturma aşamasında sanıkların aileleri tarafından karşılandığı somut olayda; çalınan malzemelerden birkısmının kolluk tarafından bulunması sebebiyle 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesi kapsamında sanıklar tarafından gerçekleştirilmiş tam bir iade veya tazmin olmadığının anlaşılması karşısında; gerçekleşen kısmî iade nedeniyle sanık … hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunup bulunmadığı mağdurdan sorulup sonucuna göre hırsızlık suçu bakımından 5237 sayılı TCK’nın 168/1-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan düzenlenen iddianamede sevk maddesi olarak yazılmadığı halde ek savunma hakkı verilmeden TCK’nın 119/1-c maddesi ile artırım yapılması suretiyle CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,
3- Sanık …’in dayısı tarafından dosyaya sunulan fotokopi niteliğindeki Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi’nin 25.02.2015 tarihli raporuna göre; sanığın total işitme kaybı sebebiyle % 52 oranında özürlü olduğu görülmekle, rapor içeriğinin doğruluğu araştırılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Kabule göre de;
a) Sağır ve dilsiz olan sanık …’e, sağır ve dilsizlerin anlatımlarını anlayan ve tercüme eden işaret dili uzmanı görevlendirilmeden sorgusunun yapılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b) Suç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmuş olup 21 yaşını tamamlamamış olan sağır ve dilsiz sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 33. maddesi uyarınca, aynı Kanun’un 15 yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği ve bu itibarla hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından 5237 sayılı TCK’nın 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Suç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmuş olup 21 yaşını tamamlamamış olan sağır ve dilsiz sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 33. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 15 yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği ve bu itibarla daha önce hapis cezasına mahkum olmayan sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın aynı Kanun’un 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında sayılan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Suç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmuş olup 21 yaşını tamamlamamış olan sağır ve dilsiz sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 33. maddesi uyarınca, aynı Kanun’un onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği ve bu nedenle aynı Kanun’un 53/4 maddesi uyarınca sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1 maddesindeki hak yoksunluklarına hükmolunamayacağının gözetilmemesi,
e) Suç tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmuş olup 21 yaşını tamamlamamış olan sağır ve dilsiz sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 33. maddesi uyarınca, aynı Kanun’un onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği ve bu nedenle Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 E., 2018/554 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde hırsızlık suçu bakımından 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 05/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.