YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1248
KARAR NO : 2021/4292
KARAR TARİHİ : 07.07.2021
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; esas yönünden istinaf isteminin reddine ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın kredi borçlusu davalı …’den alacaklı olduğunu, kredi borcunun ödenmediğini, davalı borçlu aleyhine icra takipleri yapıldığını, Adana İli, Çukurova İlçesi, Kurttepe Mah. 6259 ada, 9 parselde kayıtlı 4. kat 8 nolu mesken nitelikli bağımsız bölümün mal kaçırma gayesi ile diğer davalıya devredildiğini beyan ile davalılar arasındaki tasarrufun iptali icra dosyasından cebri icra yetkisi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın reddine karar verilmiş hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde;istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda, mahkemece, bir kısım takiplerin kesinleşmediği, kesinleşen takipler yönünden değerlendirme yapıldığında; taşınmazın eskiden davalı satın alan …’ın anne ve babasına 1/2’şer pay ile ait olduğu, bu ailenin kullanımında olduğu, ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, akabinde davalı …’ın babasının hissesini diğer malik olan anneye sattığı, annenin böylelikle tam hisse ile malik olduğu, sonrasında taşınmazın davalı borçluya satıldığı, satın alan davalının kredi kullanarak almış olması, taşınmazda bu kişinin ailesinin ikamet etmesi, satın alındıktan sonra 36.000,00 TL tutarında tadilat yaptırması da göz önüne alındığında satışın gerçek bir satış olduğu kanaatine varılmış, muvazaa tespit edilemediğinden buna dayalı olarak ta tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde alacağın dayanağı olan 04.04.2014 tarihli kredi sözleşmesinin dava konusu tasarrufun yapıldığı 21.03.2014 tarihinden sonra düzenlendiği, tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığı, davanın esastan değil dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde esastan reddedilmesinin doğru görülmediği, ayrıca davalı vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı belirtilerek vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm tesis edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; alacağın dayanağı olan 04.04.2014 tarihli kredi sözleşmesinin dava konusu tasarrufun yapıldığı 21.03.2014 tarihinden sonra düzenlendiği, tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmişse de dosya kapsamına göre varılan sonuç doğru görülmemiştir.
Dosya içerisindeki davalı borçluya hitaben çekilen ihtarnamede alacağın dayanağı olan kredilerden birinin 30.07.2012 tarihli olduğunun belirtilmiş olmasına,davalı borçluya 03.07.2012 tarihli kobi destek kredisi ve 17.12.2013 tarihli taksitli ticari kredi kullandırıldığının anlaşılmış olmasına göre davalı borçlu ile davacı arasındaki kredi ilişkisinin 03.07.2012 tarihinden başladığı, bu durumda davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin dava konusu tasarruf tarihinden önceye dayandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin ve davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’e geri verilmesine 07/07/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.