Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2021/4257 E. 2021/8593 K. 27.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4257
KARAR NO : 2021/8593
KARAR TARİHİ : 27.04.2021

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 31/08/1999 tarihinde kredi uzman yardımcısı olarak çalışmaya başladığını, 15/11/2013 tarihinde Ticari ve Kurumsal Krediler İzleme ve Takip Bölümündeki Birim Müdürlüğü görevinden 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gününe ilişkin şartların yerine getirilmiş olması sebebiyle ayrıldığını, 2013 yılına ait çalışma süresi üzerinden jestiyon ödemesi yapılmadığını, kullanılmamış izin ücreti tutarının da eksik ödendiğini ileri sürerek jestiyon primi ile fazla çalışma ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini, istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, banka çalışanlarına jestiyon primi ödenmesi yolunda uygulama bulunmadığını, eski yıllarda ödenmiş olmasının 2013 yılında ödeneceği anlamına gelmediğini, bankanın tek taraflı iradesiyle icra kurulu kararına bağlı olarak dağıtım tarihinde bankada çalışılması halinde yapılan ödeme olduğunu, davacının bu kalemde alacağı olmadığını, kullanmadığı izinlerine karşılık ücretin ödendiğini, fazla çalışması da olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının yıllık izin ücretinin ödenmesi nedeniyle alacağı olmadığı ancak jestiyon ve fazla çalışma ücreti alacağı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11/12/2018 tarihli ilamı ile, “Somut uyuşmazlıkta, fazla çalışma hesabında kayıtlarda görünen ücrete itibar edilmesi gerekirken son ücretin asgari ücrete oranlanması suretiyle hesaplama yapılmıştır. Bu yöntem gerçek ücretin kayıtlara geçirilmediği kayıt dışı çalışma olan işçiler açısından kabul edilmekle birlikte somut dava açısından kabul edilebilir bir yöntem değildir.
Açıklanan nedenlerle Mahkemece davalı vekilinin tüm kayıtları sunmadığı da dikkate alınarak doğrudan davalı bankanın Genel Müdürlüğüne yazılacak yazı ile davacıya ait hesap dönemine ilişkin tüm ücret bordroları celbedilerek fazla çalışma hesabının dönem ücretlerine göre hesaplanarak sonuca gidilmesi gerekirken asgari ücrete oranlama yapan hesaba itibar edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuş ve yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Yargıtayın vermiş olduğu bozma kararına uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı, bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece bozma öncesi verilen kararda, işyerinde yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinin 25/F maddesi dikkate alınarak aylık ücret 174 katsayısına bölünerek saat ücreti bulunmuş, buna göre hesaplanan fazla çalışma ücreti hüküm altına alınmıştır. Kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine verilen bozma kararında anılan husus bozma kapsamı dışında bırakılmış ve Mahkemece bozmaya uyulmakla davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada ise aylık ücretin 225 katsayısına bölünerek fazla çalışma ücretinin hesaplatılıp hüküm altına alındığı anlaşılmıştır. Bu durum, bozmaya uyulmakla davacı lehine oluşan usulü kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 27.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.