Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/5340 E. 2021/6238 K. 09.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5340
KARAR NO : 2021/6238
KARAR TARİHİ : 09.06.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalılardan … ile 07/12/2009 tarihli yapı ortaklığı sözleşmesiyle, … … ada 2, 3, 19 nolu parsellerde kayıtlı taşınmazlar üzerine yapılacak C Blok 1 numaralı dairesinin satımı konusunda anlaştıklarını, arsa sahiplerinin öncesinde … ile anlaştığını, sonrasında …’un inşaatı bitirememesi neticesinde davalı …’un temsil yetkisi aldığını, inşaata …’un devam ettiğini, …’un sonrasında daireleri eşinin üzerine yapmaya başladığını, davaya konu taşınmazı toplam 50.000,00 TL bedelli olarak 10.000,00 TL peşin, 12.000,00 TL’sinin 500,00’er TL taksitle 22.000,00 TL’si bu şekilde geri kalan 28.000,00 TL’sinin de fayans ve mermer işini yaparak almış olduğunu, ödemeleri banka aracılığı ile yaptığını sadece 500,00 TL’sini elden ödediğini, 09/01/2013 tarihinde davalı …’un davaya konu daireyi Osman ÇELİK isimli şahsa sattığını, bu nedenle ödemiş olduğu 22.000,00 TL’lik fili zararın 12.000,00 TL’sinin 15/12/2009, kalan kısmının taksit ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yoksun kalınan kazanç ve kar kaybından dolayı 3.000,00 TL’nin, 5.000,00.TL cezai şartın, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı … yönünden kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup; hüküm, davalı … ve davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise “bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gereklidir. Yasada açıklandığı üzere tüketici, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişidir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece tensipte basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmişse de, yazılı yargılama usulü ile yargılamanın yapılıp karar verildiği anlaşılmış olup, dosya kapsamından davalı …’ın müteahhit olduğu, davacıya daire sattığı, davacının da tüketici olup, dairenin teslim edilmemesinden kaynaklı tazminat davası açtığı, dava konusu uyuşmazlığın da söz konusu yasa kapsamında bulunduğu dikkate alındığında, davaya bakmaya tüketici mahkemeleri görevlidir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu durumda mahkemece ayrı bir tüketici mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi, yok ise ara kararıyla davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalı …’ın ve davacının temyiz itirazların incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalı … ve davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’a iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.