YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/520
KARAR NO : 2021/11551
KARAR TARİHİ : 30.06.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
MAKTUL : …
SUÇ : Nitelikli Kasten Öldürme
HÜKÜMLER : 1) Sanık … hakkında …’ı kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nin 81/1-a-d maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi uyarınca beraatine dair,
2) Sanık … hakkında …’ı kasten öldürme suçundan TCK’nin 82/1-a-e maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu
davasında 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi uyarınca beraatine dair.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamına göre; kızı olan 30/05/2007 doğumlu …’ın 22/07/2009 tarihinde kaybolmasından sonra kolluk görevlileri tarafından şüpheli sıfatıyla 31/05/2013 tarihinde ifadesi alınan …’ın ifadesinde; kendisinin değişik yerlerde mevsimlik işçi olarak çalışıp döndükten 7 ay sonra sanık olan eşi …’nün çocuğu …’ya normal doğum yaptığını, eşi olan sanık … ile diğer sanık bakkal … arasında ilişki olduğu yönünden dedikodu çıktıktan sonra …’nın kendi çocuğu olmadığını düşündüğünü, eşiyle bu yüzden tartıştığını, bu ilişkiyi duyan kardeşi …’ın sanıkların da bulunduğu ortamda küçük …’ya DNA testi yaptıracağını söylediğini öğrenince, eşi …’ye bütün çocuklar için DNA testi yaptıracağını söylediğini, bu konuşmalardan 2-3 gün sonra eşi … ile aralarında cinsel ilişkiye izin vermemesi nedeniyle tartışma çıktığını, karşılıklı küfürleştiklerini, eşi …’nün kendisini “başka odada yat” diyerek kolundan tutup itekleyerek odadan dışarı attığını, diğer odaya geçerek yattıktan bir süre sonra uyanıp odanın içerisinde gezinirken evin içerisinden bir gürültü geldiğini, evin dış kapısının açılmasını duyunca pencereden baktığında, eşi …’nün, kızı …’yı elinden tutarak tuvalet ihtiyacı için çıkarmış olduğunu gördüğünü, çocuğun ihtiyacını kapı önüne giderdikten sonra eşi … ve kızının eve girdiklerini, bir süre sonra eşi … ve çocuklarının kaldığı oda tarafından sesler gelmesi üzerine odanın kapısını açıp eşi …’ye din iman sövmeye başladığını ve “sıçtığın boku temizle” dediğini, bunu derken kendisinden olmadığını düşündüğü …’yı kastettiğini, devamında …’yı ortadan kaldırmasını söylediğini, eşi …’nün de kendisine “siktir git orospu çocuğu” diyerek çocuğu beşiğin içerisinden aldığını, eli ile ümüğünden bastırarak boğduğunu, çocuğun “hırr hırr” diye ses çıkardığını, bu olay sırasında diğer çocukların yatmakta olduğunu, …’nın, eşi …’nün elinde hareketsiz kaldığını, eşi …’nün çocuk öldükten sonra üzerindeki elbiseleri çıkartarak battaniyenin içerisine sarıp evin arka tarafında bulunan buğday ekili tarlaya götürdüğünü, kendisinin evden çıkmayıp, evin mutfak camından baktığını, tarlaya 10-11 metre kadar iç kısmına girdikten sonra çocuğu oraya bırakıp ahıra geldiğini, kazma ve kürek aldığını, tekrar çocuğun bulunduğu yere gidip bir saat kadar kazdığını, çocuğu elbisesiz çıplak olarak kazdığı çukura koyarak üstünü toprakla örttüğünü, çocuğu sarıp götürdüğü battaniyeyi de eve getirdiğini, çocuğu gömüp geldikten sonra hiç konuşmadıklarını, sabahleyin kendisinin ekmek almak üzere bakkala gittiğini, 5 adet ekmek alarak eve geldiğini, kahvaltı sofrasına oturduklarını, kızı …’nın, …’nın olmadığını söyleyince eşi … ile çocuk kaybolmuş gibi aramaya başladıklarını, ağlamaya başlayıp çocuklarının kaybolduğunu bağırdıklarını, seslerini duyan komşular ve köylülerin evin etrafına gelip hep birlikte aramaya başladıklarını, çocuğu bulamadıklarını, saat 11.30 sıralarında köylülerin haber verdiği Jandarmanın iki arama köpeğiyle geldiğini, çocuğun çamaşırlarını köpeğe koklatmak için istediklerini, çocuğa ait bir elbise bulamadıklarını, elbiseleri kimin sakladığını bilmediğini, jandarmalara köpeğe koklatmak için bir büyük kızı olan …’nın elbiselerini verdiklerini, köpeğe …’nın elbiselerini koklattıklarını, jandarma ve köpeklerin evin etrafına bakmadan ara sokaklara ve etraftaki evlere baktıklarını, o gün akşama kadar Jandarma ve köylülerin ile birlikte arama yapıldığını ancak çocuğun bulamadığını, daha sonraları 2-3 güne bir jandarmanın gelip gittiğini, eşi …le jandarmaya 5 dakika içerisinde çocuğun kapının önünden gittiği şeklinde ifade verdiklerini söylediği, bu ifade üzerine yapılan soruşturma sırasında Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığının 31/05/2013 tarih ve 2009/461 soruşturma sayısı ile şüpheli … hakkkında “şüphelinin 5237 sayılı TCK’nin 32/1-2 maddesi kapsamında bulunup bulunmadığı, mahkemeler tarafından dinlenilmesinde fayda olup olmadığı, akıl hastası olup olmadığı ve akıl hastası ise ne zamandan beri akıl hastası olduğunun” belirlenebilmesi için Meram Tıp Fakültesi’ne sevkinin yapıldığı, şüpheli hakkında düzenlenen 11/06/2013 tarihli rapora göre; şüphelinin akli zayıflığının olduğunun, mahkemece dinlenmesinde fayda olmadığının belirtildiği, soruşturma neticesinde de şüpheli …’nın üzerine atılı kasten öldürme suçunu işlediğini gösterir kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşmadığı” gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, sanıklar … ve … hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturma sonunda verilen beraat kararının katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının temyizi nedeniyle Dairemizin 11/12/2017 tarih ve 2017/1150-4905 sayılı ilamıyla;
1) Kızı olan …’ın 22/07/2009 tarihinde kaybolmasından sonra 31/05/2013 günü şüpheli sıfatıyla alınan savunmasında …’yı eşi olan sanık …‘nün öldürüp gömdüğünü anlatan …’ın, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden beyanlarına itibar edilip edilemeyeceğine ilişkin rapor alındıktan sonra mahkemece olayla ilgili ayrıntılı ifadesinin tespiti gerektiği düşünülmeden, hakkındaki 11/06/2013 günlü Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliğince düzenlenen ve mahkemece dinlenmesinde fayda olmadığı görüşünü içeren rapora dayanılarak ifadesine başvurulmaması,
2) Sanıklar … ve … …’nin, …’ın kaybolduğu tarihlerde kullandıkları telefonlarla yaptıkları görüşmelerin ve baz istasyonu sinyal bilgilerinin gerekirse bilirkişi marifetiyle tespit edilerek, savunmalarıyla çelişen şüpheli hususların olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3) Kabule göre de, asıl fail ya da faillerin tespiti yönünden suç ihbarında bulunulması gerektiğinin gözetilmemesi, suretiyle eksik inceleme sonucu yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,” gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararına uyan yerel mahkemece Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 21/11/2018 tarih ve 5983 sayılı raporda; “…’ın 31/05/2013 tarihinde herhangi bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek bir tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, bu duruma göre …’ın ifade tarihi olan 31/05/2013 tarihinde ve halen beyanlarına itibar edilebileceği” yönünde görüş bildirildiği anlaşılmakla;
Olayla ilgili ayrıntılı ifade veren ve eşi olan sanık …’ye, kızı …’nın kendisinden olmadığını kastederek “sıçtığın boku temizle” diyerek …’yı ortadan kaldırmasını söylediğini kabul eden …’ın beyanlarına itibar edilemeyeceğine dair önceden alınan raporun Adli Tıp Kurumu raporuyla değerini yitirdiği, hakkında çıkan bu yeni delil nedeniyle dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına verilerek … hakkındaki “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar”la ilgili olarak 5271 sayılı CMK’nin 172/2. maddesi uyarınca işlem yapılıp yapılmayacağının takdiri ile, … hakkında dava açılması halinde işbu dava ile birleştirilerek sanıkların bir bütün halinde hukuki durumlarının tayini yerine, eksik inceleme ile yazılı şekilde sanıkların beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 30/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.