YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/33537
KARAR NO : 2021/7072
KARAR TARİHİ : 22.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Dolandırıcılık
Sanığın yokluğunda verilen kararın, bilinen ve yargılama aşamasında son bildirdiği adres olan öğrenci yurduna tebliğe çıkarıldığı, Tebligat Kanunun’un 18. maddesi uyarınca “Tebliğ yapılacak şahıs otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amirinin temin etmesi, bunlar tarafından muhatabın derhal buldurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğin kendilerine yapılması gerektiği” şeklindeki düzenleme karşısında tebliğin yapıldığı … isimli şahsın öğrenci yurdunun amiri olup olmadığı hususunda tebligat parçasında herhangi bir bilgi yer almadığı, bu nedenle tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın 31/05/2016 havale tarihli dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın 20.04.2014 tarihinde … Derneği … Şubesine kendi adına müracaatta bulunarak nakdi yardım talep ettikten sonra, dernek tarafından … … Şube Müdürlüğüne yazılan talimattaki bedel kısmında bulunan 150 TL ibaresini, 250 TL olarak değiştirmek suretiyle ilgili bankadan 250 TL aldığı, 22.05.2014 tarihinde ise ev arkadaşı tanık …’ın kimlik bilgilerini kullanarak tanık adına Türk … Şubesine başvurup 350 TL yardım aldığı, sanığın bu suretle üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda;
1-Belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu ve suça konu belgenin aldatıcılık niteliği yönünden bir değerlendirme yapılmadığı da göz önüne alınarak, suça konu belge aslı duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve denetime olanak sağlayacak şekilde belge aslının dosya içinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı,
2-5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının da düzenlendiği değerlendirildiğinde; “mağdur” kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişiler olarak “suçtan zarar görme” kavramı ise, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Dairemizin kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak yorumlanıp uygulandığında; sahtecilik suçuyla dolandırıcılık suçunun mağdurunun ayrıştığı, sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, dolandırıcılık suçunu ise mağdur … ‘ne karşı işlediği , dolayısıyla sanığa isnat edilen özel belgede sahtecilik suçu ile dolandırıcılık suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nin 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.