Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/4125 E. 2021/18483 K. 04.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4125
KARAR NO : 2021/18483
KARAR TARİHİ : 04.10.2021

Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 170/1-c ve 62/1. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine dair Kozan Asliye Ceza Mahkemesinin 17/10/2006 tarihli ve 2006/543 esas, 2006/681 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 28/09/2017 tarihli ve 2016/12300 esas ve 2017/10587 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın kurusıkı tabanca ile havaya ateş etmek şeklinde kabul edilen eylemi sebebiyle mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/06/2007 tarihli ve 2007/8-143 esas, 2007/155 sayılı kararında da belirtildiği üzere, silâh vasfında bulunmayan kuru sıkı tabanca ile havaya ateş etme eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 170/1-c maddesinde tanımlanan, içinde silâh öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığından, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması eyleminin oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36/1. maddesi kapsamında idari para cezasını gerektirdiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 20.05.2020 gün ve 5501 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2020 gün ve KYB/2020-50930 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2007/8-126 Esas 2007/143 Karar sayılı 12.06.2007 tarihli kararında da belirtildiği üzere; genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun oluşabilmesi için, eylemin kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda gerçekleşmesi yeterli olmayıp, eylemde kullanılan silahın da TCK’nın 6. maddenin 1/f bendindeki tanıma uygun olarak, ateşli silah olması, başka bir anlatımla fonksiyonu itibariyle ateş etmeye elverişli gerçek bir silah olması gerekmektedir. Kuru sıkı tabir edilen gaz tabancaları nitelikleri itibariyle, bu suç açısından silah sayılamayacağından, bu nitelikteki tabanca ile havaya ateş edilmesi eylemi, korku, kaygı veya panik yaratabilecek nitelikte olsa dahi, 5237 sayılı TCK’nın 170/1. maddesi kapsamında değil, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36/1. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında; hükümlünün ses ve gaz fişeği istimal eden kuru sıkı silah olarak tabir edilen tabanca ile ateş etme eyleminin, 5237 sayılı TCK.nın 170/1-c madde ve fıkrasında tanımı yapılan içinde ateşli silah öğesi bulunan suç tipine uygun bulunmadığı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen ve idari para cezası yaptırımını öngören “gürültüye neden olma” kabahatini oluşturduğu anlaşılmakla hükümlü hakkında idari para cezasına hükmedilmesi yerine genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Kozan Asliye Ceza Mahkemesinin 17.10.2006 tarihli ve 2006/543 Esas, 2006/681 sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Yasanın 36/1. maddesi uyarınca 50 TL İDARİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, adli emanetin 2006-209 esas sırasına kayıtlı bir adet … Magnum Marka … seri numaralı gaz tabancası, bu tabancaya ait bir adet şarjör, 2 adet dolu fişeğin 5729 sayılı Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca gereğinin takdiri için İDAREYE TESLİMİNE, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 04.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.