Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2013/7840 E. 2013/21608 K. 08.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7840
KARAR NO : 2013/21608
KARAR TARİHİ : 08.07.2013

Hırsızlık suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/02/2012 talihli ve 2011/18393 soruşturma, 2012/2470 esas, 2012/1099 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 107/3-a ve 174/1-a. maddelerine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/02/2012 tarihli ve 2012/57 sayılı kararını müteakip, şüpheli hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/10/2012 tarihli ve 2012/9802 soruşturma, 2012/16624 esas, 2012/8029 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170 ve 174. maddelerine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2012 tarihli ve 2012/425 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına ilişkin Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/12/2012 tarihli ve 2012/1070 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 28.01.2013 gün ve 2013/1702/7261 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasıın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2013 tarih ve 2013/37060 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 02/02/2012 talihli ve 2011/27923 esas, 2012/2008 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, “Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi’nde benimsenen, “Kişilerin Lekelenmeme Hakkı” ile “Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma” prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının mâkul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yâni bir nev’i filtre görevi yapmaları gerekir. Bu prensiplerin hayata geçirilebilmesi için mevzuatımızda ilk defa, 5271 sayılı Kanun’un 160/2. maddesi hükmü ile; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılarına şüphelinin lehine olan delilleri (de) toplama ve şüphelinin haklarını koruma yükümlülüğü getirilmiş, ayrıca; 170 ve 174. madde hükümleri ile de, iddianamenin iadesi kurumuna yer verilmiştir. Soruşturma evresi uzun sürebilir. Ancak, kovuşturma evresinin yeni bir delil toplanmasına gerek kalmadan ve bir iki celsede yargılamanın bitirilmesi hedeflenmiştir.” 5271 sayılı Kanun’un 170. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi hükmüne göre iddianamede gösterilmesi gereken hususlar arasında şüphelinin kimliğinin gösterilmesi gerekmesi, anılan Kanun’un 174. maddesinin 1. fıkrasının b) bendi hükmüne göre de “Suçun sübutuna etki edeceği muhakkak olan bir delil toplanmadan” hazırlanan iddianamenin iade edilmesi gerekir. Somut olayda hırsızlık suçundan şüpheli … adına düzenlenmiş sahte pasaport kullandığının tespit edilmiş olması, şüpheli hakkındaki önceki yakalama ve mahkeme kararlarındaki kimliğine dair bilgilerin şüphelinin beyanı esas alınarak yapıldığı, şüphelinin kimliğini doğrulayacak belgenin bulunmaması, şüphelinin beyan ettiği ismin gerçek kimliği olup olmadığının İran adlî veya idari makamları nezdinde araştırılmadığının anlaşılması karşısında itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
“Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı” incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile;
Şüpheli … hakkında Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.12.2012 tarih 2012/1070 Değişik iş nolu kararın 5271 sayılı CMK’nın 309 md. Gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerinin mahallinde yerine getirilmesine 08.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.