Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/1897 E. 2021/6096 K. 22.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1897
KARAR NO : 2021/6096
KARAR TARİHİ : 22.09.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : Düşme

Taksirle yaralama suçundan sanık hakkında verilen düşme kararı, mağdur vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan Osmaniye 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 25/12/2014 tarih ve 79-282 sayı ile verilen düşme hükmünün, Dairemizin 10/01/2018 tarih ve 2017/3615 esas 2018/230 sayılı kararı ile “Yaşı küçük katılan …’in Türk Medeni Kanununun 335/1. maddesi gereğince anne ve babasının ortak velayeti altında olduğundan katılan …’in babası …’in şikayetten vazgeçmeye, annesi Ayşe Geçer’in muvafakat etmesi gerektiğinden bu hususun yerine getirilmeden yaşı küçük mağdurun babasının şikayetten vazgeçmesi nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi” sebebiyle bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/07/2017 tarihli itiraznamesi ile “Mağdurenin annesi olan Ayşe Geçer’in suçla ilgili 6 aylık yasal süre içinde şikayet hakkında kullanmadığı, kamu davasından mağdurenin babası …’in vazgeçmesinin yeterli olduğu, bu sebeple Osmaniye 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/1471 esas 2017/5163 karar sayılı düşme kararına yönelik mağdure müdafince yapılan temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle Dairemizin bozma kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulduğu, Dairemizce 10/01/2018 tarih ve 2017/3615 esas 2018/230 sayılı karar ile 02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen (2). ve (3). fıkra hükümleri uyarınca itiraz konusu değerlendirildiği ve itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme neticesinde 13/10/2020 tarih, 2018/12-80 esas 2020/416 karar sayılı kararı ile “Her ne kadar suç ve hüküm tarihi itibarıyla on beş yaşından küçük olan mağdure Rabia’nın, TMK’nın 336. maddesinin birinci fıkrası uyarınca anne ve babasının velayeti altında bulunması nedeniyle adına açılan davada anne ve babasının mağdureyi birlikte temsil etmesi ve bu bağlamda mağdurenin kanuni temsilcisi olan babası Mustafa’nın sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğine ilişkin beyanına mağdurenin diğer kanuni temsilcisi olan annesi Ayşe Geçer’in muvafakat edip etmediğinin sorulması gerekmekte ise de; kovuşturma aşamasında mağdure adına çıkarılan duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin mağdurenin annesi Ayşe Geçer’e tebliğ edilmesi nedeniyle mağdurenin babası Mustafa ile evlilik birliği devam eden mağdurenin annesi Ayşe’nin, mağdurenin yaralanma olayından, sanık hakkında açılan kamu davası ve devam eden yargılamalardan haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, olaydan haberdar olmasına rağmen dava ve duruşmaları takip etmediği, davaya katılma hususunda bir irade beyanında bulunmadığı ve Yerel Mahkemece verilen karara karşı herhangi bir kanun yoluna başvurmadığı hususları nazara alındığında; mağdurenin kanuni temsilcisi olan annesi Ayşe’nin eşi olan mağdur …’nın sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğine ilişkin beyanına zımnen muvafakat ettiği ve bu şekilde velayet hakkının birlikte kullanılması koşulunun gerçekleştiği kabul edilmelidir.” şeklindeki görüşü ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile Dairemizin 14/06/2017 tarih ve 1471-5163 sayılı bozma kararının kaldırılmasına oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmakla yapılan incelemede:
Sanığa isnat edilen taksirle yaralama suçunun TCK’nın 89/5. maddesi gereğince soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olduğu, 27/04/2012 doğumlu yaşı küçük olan mağdur adına şikayet hakkının ortak velayet sahibi olan baba … ile anne Ayşe Geçer’e ait olduğu, ancak anne Ayşe Geçer’in 6 aylık yasal süre içerisinde şikayet hakkını kullanmadığı, soruşturma aşamasında ve 25/03/2014 tarihli celsede sanık hakkında şikayetçi olduğunu bildiren katılan …’in 18/07/2014 tarihli oturumda sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği, sanığın vazgeçmeyi kabul ettiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.05.2014 tarih 2013/287 esas 2014-273 karar sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere; mağdurun kanuni temsilcisi ile mağdura CMK’nun 234/2. maddesi uyarınca görevlendirilen vekilin iradelerini çelişmesi halinde, kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınması gerekeceğinden, mağdur vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 22/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.