Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/2598 E. 2021/8760 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2598
KARAR NO : 2021/8760
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2015 tarihli, 2015/463 esas ve 2015/615 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 18/01/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında, 28/05/2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda; 30/10/2014 tarihli ve 2014/9864 soruşturma, 2014/10 sayılı karar ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/2.maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanunun 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 19/11/2014 tarihinde MERNİS adresinde tebliğ edildiği, 12/12/2014 tarihinde infazı için … Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2-… Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı,12/12/2014 tarihli ve 2014/1035 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 26/12/2014 tarihinde MERNİS adresinde annesi imzasına tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunca dosyanın kapatılmasına 13/01/2015 tarihinde karar verilerek dosyanın 20/01/2015 tarihinde … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, … Cumhuriyet Başsavcılığınca çağrı yazısı tebligatının sanığın beyan ettiği adrese değil MERNİS adresinde tebliğ edildiği gerekçesiyle infaza devam edilmesi için kararın yeniden Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 19/02/2015 tarihli ve 2014/1035 DS sayılı çağrı yazısının 03/03/2015 tarihinde aynı konutta oturan annesi imzasına tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunca dosyanın kapatılmasına 17/03/2015 tarihinde karar verilerek dosyanın … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- … Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak 06/04/2015 tarihli, 2014/9864 soruşturma, 2015/1486 esas ve 2015/1010 sayılı iddianame ile, yükümlülüklerini ihlalde ısrar ettiği gerekçesiyle TCK’nın 191/4-a maddesi yollamasıyla 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle … 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- Kanun yararına bozma istemine konu … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2015 tarihli ve 2015/463 esas, 2015/615 sayılı kararı ile, sanığın TCK’nın 191/1, 62 ve 50/1-a ve 52/2.maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 22/07/2015 tarihinde bizzat sanığa tebliğ edilerek 08/09/2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/10/2014 tarihli ve 2014/9864 soruşturma, 2014/10 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiğinden bahisle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Kanunun 191/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddesi uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2015 tarihli ve 2015/463 esas, 2015/615 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/10/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sonrası … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19/02/2015 tarihli çağrı kağıdının “… Mahallesi … Sokak No:… … adresine birlikte oturan annesi Şengül Kaya’ya 03/03/2015 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip, sanığın 10 gün içerisinde başvurmaması nedeniyle kaydının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, … Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2015 tarihli ve 2014/9864 soruşturma, 2015/1486 esas, 2015/1010 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde anılan Mahkemenin 16/06/2015 tarihli kararı ile sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Genel Müdürlüğü … Askerlik Şubesi Başkanlığının 05/11/2020 tarihli yazısında sanığın 18/06/2014 ile 20/06/2015 tarihleri arasında askerlik görevini ifa ettiği, sanığın 09/06/2015 tarihli duruşmada alınan savunmasında kamu davasının açılmasının ertlenmesi kararından haberdar olduğunu ancak askerlik görevi nedeniyle başvuru yapamadığını ifade ettiği, sanığın haberdar olması nedeniyle tebligat geçerli sayılsa dahi Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 40/3. maddesindeki “Düzenlenen tebligatta, yükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen bir mazereti olmadan müdürlüğe gelmemesi veya hakkında belirlenen yükümlülüklerin gereğini yerine getirmemesi halinde, denetimli serbestlik kararının niteliğine göre kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebileceği, seçenek yaptırım veya tedbirin hapse çevrilebileceği ya da koşullu salıverilme kararının geri alınabileceği gibi gelmemenin hukuki sonuçları yükümlüye bildirilir.” şeklideki düzenleme karşısında sanığın askerde olması nedeniyle Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmamasında haklı mazeretinin bulunduğu, sanığın yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiğinden bahsedilemeyeceğinin anlaşılması karşısında kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin kabulünün gerektiği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/8-2. cümle maddesi uyarınca mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2015 tarihli ve 2015/463 esas, 2015/615 sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Şüpheli … hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/10/2014 tarihli ve 2014/9864 soruşturma, 2014/10 sayılı karar ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlâl etmekte ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2015 tarihli ve 2015/463 esas, 2015/615 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62/1,50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,anlaşılmıştır.
6545 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/2.maddesi uyarınca verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilerek kesinleştirilmesi gerektiği, şüpheli hakkında verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden ve kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı,
Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı aşamasında, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar ettiğinin kabul edilebileceği,
Somut olayda, sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, 191/3. maddesi gereğince bir yıl denetimli serbestlik süresi belirlendiği ve bu kararın sanığın bilinen ve MERNİS adresi olan “Yavuz Selim Mahallesi 3519 Sokak No:9 … ” adresine MERNİS şerhi düşülerek doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2. maddesi uygulanmak suretiyle 19/11/2014 tarihinde tebliğ edilmesini takiben, kararın infazı için gönderildiği denetimli serbestlik müdürlüğünce çağrı yazısının sanığa 03/03/2015 tarihinde aynı konutta oturan annesi imzasına tebliğ edilmesi sonrasında, sanığın süresinde müdürlüğe başvurmaması üzerine, yükümlülüklerine uymadığı gerekçesiyle denetim dosyasının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda … Cumhuriyet Başsavcılığınca çıkarılan tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan
adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, doğrudan MERNİS adresine yapılan kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usulsüz olduğu, bu halde kamu davasının açılması kararının usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği anlaşılmakla sanık hakkında denetim süresi başlamayacağı gibi, çağrı yazısının tebliğ edilerek müdürlüğe başvurmaması üzerine denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından sanığa uyarı yazısı tebliğ edilmediği,bu nedenle ısrar şartının gerçekleşmediği, ayrıca;
Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Genel Müdürlüğü … Askerlik Şubesi Başkanlığının 05/11/2020 tarihli yazısında sanığın 18/06/2014 ile 20/06/2015 tarihleri arasında askerlik görevini ifa ettiğinin bildirildiği, sanığın 09/06/2015 tarihli duruşmada alınan savunmasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından haberdar olduğunu ancak askerlik görevi nedeniyle başvuru yapamadığını ifade ettiği, sanığın haberdar olması nedeniyle tebligat geçerli sayılsa dahi Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 40/3. maddesindeki “Düzenlenen tebligatta, yükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen bir mazereti olmadan müdürlüğe gelmemesi veya hakkında belirlenen yükümlülüklerin gereğini yerine getirmemesi halinde, denetimli serbestlik kararının niteliğine göre kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebileceği, seçenek yaptırım veya tedbirin hapse çevrilebileceği ya da koşullu salıverilme kararının geri alınabileceği gibi gelmemenin hukuki sonuçları yükümlüye bildirilir.” şeklideki düzenleme karşısında sanığın askerde olması nedeniyle Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmamasında haklı mazeretinin bulunduğu, sanığın yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiğinden sözedilemeyeceği anlaşıldığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/8-2. cümle maddesi uyarınca mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyetine karar verilmesi, kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D) Karar:
Açıklanan nedenlerle; mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/8-2. cümle maddesi uyarınca durma kararı verilerek, kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde tebliği ile hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2015 tarihli ve 2015/463 esas, 2015/615 sayılı sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
15/09/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.