YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1447
KARAR NO : 2021/5120
KARAR TARİHİ : 15.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin 102 ada 24 parselin tamamının maliki ve 102 ada 26 parselin ise hissedarı olduğunu, 102 ada 24 parselin Kadirli Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2007/125 Esas ayılı dosyası ile satışına karar verilmesi üzerine satış memurluğunca yapılan ihale sonucu müvekkili tarafından satın alındığını, satış esnasında esasen müvekkiline ait 5.895 TL değerinde ağaç bedelininde davalıya ödendiğini, bu nedenle davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, tapu maliki olmayan davalının taşınmaza haksız şekilde müdahale ederek tel örgü çektiğini belirterek eltamanın önlenmesine, ağaç ve tel örgünün kal’ine ve 5.895 TL’nin işlemiş faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece (ilk kararda), davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının 102 ada 24 parsel içerisine fen bilirkişiler… ve…’nin 10.03.2015 havale tarihli krokili raporda gösterilen 25,88 metre uzunluğunda tel örgü çekmek suretiyle yaptığı müdahalesinin men’i ile taşınmaz üzerindeki tel örgünün kal’ine, 102 ada 26 parsele yönelik davasının ise, bu parseldeki zeytin ağaçları ve tel örgünün yıkılmasının aşırı zarar doğuracağı ve ortada kayıt maliki tüm paydaşlarca açılmış bir dava olmadığı anlaşıldığından aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Daire’nin 14.11.2018 tarihli ve 2018/3908 Esas, 2018/18636 Karar sayılı ilamında belirtilen “…öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve kal istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkemesince, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının 102 ada 24 parsel içerisine fen bilirkişiler… ve…’nin 10.03.2015 havale tarihli krokili raporda gösterilen 25,88 metre uzunluğunda tel örgü çekmek suretiyle yaptığı müdahalesinin men’i ile taşınmaz üzerindeki tel örgünün kal’ine, 102 ada 26 parsele yönelik davasının ise, bu parseldeki zeytin ağaçları ve tel örgünün yıkılmasının aşırı zarar doğuracağı ve ortada kayıt maliki tüm paydaşlarca açılmış bir dava olmadığı anlaşıldığından aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği ve 21.06.1944 tarih ve 13/24 sayılı İnançları Birleştirme Kararında ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 689. maddesinde düzenlendiği üzere, paydaşların anlaşma ile dahi sınırlandırılamayacak hak ve yetkileri, 1. fıkrada “Paylı mülkiyet konusu eşyanın kullanılabilirliğinin ve değerinin korunması için zorunlu olan yönetim işlerini yapmak ve gerektiğinde mahkemeden buna ilişkin önlemlerin alınmasını istemek”, 2. fıkrada “Eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından korumak için derhâl alınması gereken önlemleri bütün paydaşlar hesabına almak” şeklinde düzenlenmiş olup, paylı mülkiyette paydaşlardan birisi taşınmazın korunması amacıyla elatmanın önlenmesi davası açabilir. Bunun için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi zorunlu değildir.
Yine hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK mad. 26; 297/2).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davaya konu edilen 102 ada 24 nolu parselin davacı adına, 102 ada 26 nolu parselin ise davacı ve 3. kişiler adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Dava, elatmanın önlenmesi, kal ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, her ne kadar Mahkemece, bozmaya uyularak karar verilmiş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
Şöyle ki, davacı vekili dava dilekçesi ile (harcını da yatırmak suretiyle) sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminde bulunmuş olmasına rağmen mahkemece, bu istem yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Ayrıca, (davacının paydaş olduğu) dava konusu 102 ada 26 parsel yönünden (bozma ilamına rağmen) el atmanın önlenmesi (zemin değeri) ve kal istekleri (ağaç bedeli) ile ilgili olarak keşfen saptanan dava değeri üzerinden harç tamamlandığı gibi aktif husumet yokluğu nedeniyle talebin de reddine karar verildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, Mahkemece, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebi değerlendirilerek sonucuna göre olumlu olumsuz karar verilmesi, aynı şekilde 102 ada 26 nolu parsele yönelik harç ikmali yapıldıktan sonra elatmanın önlenmesi ve yıkım istemi yönünden de toplanmış ve/veya toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle, dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.