Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9911 E. 2021/9030 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9911
KARAR NO : 2021/9030
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro (Tespite İtiraza İlişkin)

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılmak suretiyle Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.09.2021 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü aleyhine temyiz olunan Hazine vekili Avukat …’ ın katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yargıtay bozma ilamında özetle; “çekişmeli taşınmazın mera olarak tespit edildiği, davalılar tarafından komisyona yapılan itirazın kabul edildiği, ne var ki bu kararın Hazine’ye tebliğ edilmediği, komisyon kararının Hazine’ye tebliğ edildikten sonra dava açması halinde dosyaların birleştirilerek görülmesi gerektiği ve yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu açıklandıktan sonra, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının tüm tesis ve tedavülleri ile haritası getirildikten sonra mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında komisyon kararı Hazine’ye tebliğ edilmiş ve Hazine çekişmeli taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, Tapulama Komisyonunun 14.08.1979 tarihli kararında 1 no ile belirtilen komisyon kararının iptali ile çekişmeli 363 parsel sayılı taşınmazın mera vasfı ile mera özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalılar ve davalılar … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Kadastro tespitine itiraz davalarında husumetin tespit malikine, tespit malikinin ölü olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilemez. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında Mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda, dava konusu 363 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinin mirasçılarının davada taraf olup olmadığı dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılamadığı gibi, UYAP üzerinde yapılan araştırmada da temin edilememiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece, tespit maliklerinin mirasçıları usulüne uygun olarak belirlendikten sonra yöntemince taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. Kabule göre ise; Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında, davalı tarafın dayandığı tapu kaydının yöntemince mahalline uygulanması, çekişmeli taşınmaz ile doğuda sınır olarak gösterilen kişi yeri arasındaki yolun tapunun tesis tarihinde var olup olmadığının ve yol varsa yolun sınır olarak gösterilmeme nedeninin araştırılması hususlarına değinildiği halde, dayanak tapu kayıtları yöntemince uygulanıp kapsamları belirlenmemiş, böylelikle bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Öte yandan, çekişmeli taşınmaz kadastro tutanağı ile mera olarak sınırlandırılmış, komisyona itiraz ile davalılar adına tespit edilmiş olduğu ve taşınmaz hakkında mera iddiası bulunduğu halde mera araştırması yapılmamıştır. Yine bu kapsamda bir taşınmazın niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yararlanılmamış, taşınmazların niteliklerine, imar ihya edilip edilmediklerine ilişkin somut verilere dayalı açıklama içermeyen, denetime elverişsiz tek ziraatçı bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaza ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/ mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı ve bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi eşliğinde yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, dayanak tapu kaydının sınırları yerel bilirkişilere tek tek okunmak suretiyle zeminde gösterilmesi istenilmeli, gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenerek tapu kaydının kapsamı duraksamasız şekilde saptanmalı, tapu kaydının güney sınırını okuyan “çay” hududunun zeminde bulunduğu ve dosyada bulunan jeoloji raporu ile çay yatağının mecrasının sabit olmadığı bildirildiğine göre, tapu kaydının sınırları itibariyle değişebilir sınırlı olup, miktarıyla geçerli olacağı düşünülmeli, bu doğrultuda tapu kaydının kapsamı belirlenirken tapu kaydının revizyon gördüğü taşınmaz miktarları da göz önünde bulundurulmalı, çekişmeli taşınmazın kısmen veya tamamen tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi halinde, çekişmeli taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği imar- ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, çekişmeli taşınmazların mera olup olmadığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini, imar ve ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiğini açıklayan, çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera vasfında olup olmadığını açıklayan somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak ve temin edilebilecek en eski tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarında rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden, uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, kadastro tutanağında taşınmazın yüzölçümü 110.750 metrekare yazılmasına rağmen fen bilirkişi raporlarında taşınmazın gerçek yüzölçümünün 24.500 metrekare olduğu bildirildiği halde, taşınmazın yüzölçümü yazılmaksızın hüküm kurulmuş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, bir kısım davalılar ve davalılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 15.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.