Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9901 E. 2021/9029 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9901
KARAR NO : 2021/9029
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılmak suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacılar … ve … vekili, müdahiller … vasisi …. …, …, davalılar … ve arkadaşları vekili, davacılar … ve davalılar … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.09.2021 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz edenler … ve müşterekleri vekili Avukat …, … ve müşterekleri vekili Avukat …, …, …, … ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat Melahat Alaftan’ ın katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Yargıtay bozma ilamında özetle; “Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının tüm tesis ve tedavülleri ile haritası getirildikten sonra mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi, davaya katılanlar ile davalı … Tüzel Kişiliği arasında, daha önce görülüp sonuçlanan davalar sonucunda oluşturulan ve kesinleşen Erbaa Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23.5.1967 tarihli ve 1967/61-198 Esas-Karar sayılı, Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.4.1961 tarihli ve 1960/76-1961/98 Esas-Karar sayılı ilamları ile dayanağı haritaların ölçeklerinin kadastro paftası ölçeği ile eşitlenerek kapsamlarının belirlenmesi, bu davalardaki tarafların akdi ve ırsi haleflerini bağlayacağının düşünülmesi, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamı belirlenirken güney sınırında okunan “Sarmadut” hududunun davalı taşınmazları tümüyle çevreleyip çevrelemediği, davalı taşınmazlar ile arasında 2 km’lik mesafenin olduğu üzerinde durulması, batısında okunan “……oğulları Deresi” ile çekişmeli taşınmazlar arasında birden fazla taşınmazın olduğunun göz önünde bulundurulması, tapu kayıt kapsamı dışında kalan bölümler yönünden ise 3402 Sayılı Yasa’nın 14. maddesi koşullarının davacılar yararına oluşup oluşmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli 173 ada 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların payları oranında tespit malikleri adlarına, çekişmeli 173 ada 11, 12, 55, 56 ve 57 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına, çekişmeli 174 ada 1,7,8,33,34 ve 35 parsel sayılı taşınmazların … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar … ve … vekili, müdahiller … vasisi …, …, …, davalılar … ve arkadaşları vekili, davacılar … ve davalılar … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, mahkemenin 17.06.2016 tarihli ek kararıyla, bir avukatın davada iki tarafın vekilliğini üstlenemeyeceği gerekçesiyle davalılardan … ve arkadaşları ile davacılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ve adı geçen kişilerin vekili tarafından işbu ek karar temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ve davalılar vekilinin, davada iki tarafın vekilliğini birden üstlenemeyeceği gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki, davacı ve davalı taraf aynı kökten gelen tapu kaydına dayanmış olduğuna ve aralarında menfaat çatışması bulunmadığına göre, mahkemenin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 17.06.2016 tarihli ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
Mahkemece, çekişmeli 173 ada 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar yüzölçümünün davacıların talebine yaklaşık olarak karşılık geldiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan tapu kaydı uygulaması hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi, bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir. Davacıların dayanak tapu kaydı mahallinde yöntemince uygulanmamış ve uygulama sonucunda dava konusu taşınmazların dayanak tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının saptanması halinde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden zilyetlik araştırması yapılmamış, katılanlar ile davalı … Tüzel Kişiliği arasında, daha önce görülüp sonuçlanan davalar sonucunda oluşturulan ve kesinleşen Erbaa Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 23.5.1967 tarihli ve 1967/61-198 Esas-Karar sayılı, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21.4.1961 tarihli ve 1960/76-1961/98 Esas-Karar sayılı ilamları ile dayanağı haritaların ölçeklerinin kadastro paftası ölçeği ile eşitlenerek kapsamları belirlenmesi fen bilirkişi raporunda denetime olanak sağlayacak şekilde gösterilmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazlara ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden celp edilerek dosya arasına konulduktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi heyeti, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte; tapu kayıtları tesislerinden itibaren tedavülleriyle birlikte okunup sınırlar mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, kayıt uygulamasında dayanılan kaydın revizyon gördüğü taşınmazlar gözönünde bulundurulmalı, öte yandan yukarıda anılan Erbaa Asliye Hukuk Mahkamesi’ nin 23.5.1967 tarihli ve 1967/61-198 Esas- Karar sayılı, Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 21.4.1961 tarihli ve 1960/76-1961/98 Esas-Karar sayılı ilamları ile dayanağı haritaların ölçekleri kadastro paftasının ölçeği ile eşitlendikten sonra mahalli bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle yerlerine uygulanmalı, tapu kayıt kapsamı dışında taşınmaz bölümü bulunduğu takdirde yöntemince zilyetlik araştırması yapılmalı, bu bağlamda; çekişmeli taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, taşınmazların imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; fen bilirkişisine, uygulanan tapu kaydının ve mahkeme ilamlarına ek haritaların kapsadığı alanı gösterir, denetime ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir nitelikte ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisine hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi yaptırılarak, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazların öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; mahkeme hakiminin, taşınmazların konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazların genel mahkemede dava konusu olmaları nedeniyle malik haneleri boş bırakıldığı halde, çekişmeli 173 ada 3,4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tespit malikleri adına tesciline karar verilmiş olması ve talebe göre davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde hüküm yerinde davanın reddine yazılması dahi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin, müdahillerin ve davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin Hazineden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Necla ve müşterekleri ile Zürbiye ve müştereklerine verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 15.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.